Eğer ben karşınıza huysuz, suratsız, kötü düşünceler besleyerek, öfkeler ve kıskançlıklar içinde, şaşkın halimle gelseydim ne olurdu? Bana olan sevginizden eser kalır mıydı? Ben aynı zamanda işte tam böyle biriydim. Bu aslında beni sevmediğiniz, sadece size benmişim gibi gösterdiğim o çocuğu sevmiş olduğunuz anlamına gelmez mi? Terbiyeli, güvenilir her şeyi gözünüzden okuyan, anlayışlı sorun çıkarmayan bir çocuk; aslında çocukluğunu yitirmiş bir çocuk. Peki benim çocukluğuma ne oldu? Onu benden çalmadınız mı? Artık geri dönemem, yitirdiğim çocukluğumu yeniden yaşayamam. Ben zaten baştan beri yetişkindim, hiç çocuk olamadım. Bütün o yeteneklerim-onlar hep kötüye mi kullanıldı?
Kalede geçirdiği yıllar içinde öğrendiği en önemli şey karşısındaki insanlardan bir şeyler istemek yerine, istediği şeyleri sunmaları konusunda onları manipüle etmekti.
… böylesi kafalar hemen ışığın parladığı yerlere çarparlar, hiçbir şey anlamadan homurdanarak durmadan oraya dönerler ve camların üstünde vızıldayarak insanın kulağını yoran o iri sinekler gibi, insanın ruhunu yorarlar.
Burada insanların ve çocuklarımın üzerine çökmeye hazır olduğunu gördüğüm kasırgaları kendi üstüme çekiyorum ve onların yönünü değiştirirken bana gizli bir güç veren tarifsiz bir duygu hissediyorum.
Bir iddia sahibi olmak,kibir ve bunu kanıtlamak, gücün saygısızlığı, kendini bilmezliğidir; fakat ortaya attığı iddiaların altında kalmak alçakların otladığı sürekli bir gülünçlüktür.