Bu kitap, yazarın Server Bedi imzasını kullanarak, geçim derdi nedeniyle yazdığı eserlerden biri olarak bilinir. Daha önce Peyami Safa’nın dört kitabını okumuştum ve kesinlikle külliyatını okumak istediğim yazarlar arasına dahil etmiştim. Çünkü okuduğum eserleri, merakı zinde tutmanın yanı sıra psikolojik ve sosyolojik tahlilleriyle farkındalığa yönlendiren eserlerdi. Bu eseri de, okuduğum diğer eserleri kadar derinlikli olmasa da merak uyandırıcı, güzel mesajları olan eğlenceli bir eserdi. Daha çok diyalogların eşlik ettiği bu eserde yazar, bir evliliğin içinde aşk, entrika, kültür çatışması gibi konuları işlemiştir.
Kitabın isminden başlarsak; "Ah Minel Aşk", "Ah aşkın elinden..." anlamına geliyormuş. Kitabın kurgusu tam da bunu anlatıyor. Prensipli, iradeli, başarılı bir avukat beyefendinin aşık olduktan sonra hayatında meydana gelen zikzakları ve bu hengâme içindeki 'ah'ını anlatıyor. Peyami Safa'nın kaleminden anlatılan aşk, bireyin iç dünyasında rengârenk cümbüşlerle başlasa da süreç içinde hastalıklı bir duruma dönüşüyor. Bu rahatsızlık, psikopat gibi karşı tarafa verilen hastalıklı bir enerji değil; bireyin kendi iç dünyasındaki renklerinin solduğu hezeyanlarıdır. Avukat karakterimiz Halim'deki aşk, tıpkı yüksek ateşli bir hastalık gibi, onun bilincini sisler altında bırakır. İradesini istediği gibi kullanamaz, prensiplerinin fısıltısını duymaz. Tam olarak psikolojide bahsedilen "aşk geçici görme bozukluğudur" haline bürünür. Hâlbuki aşk, gönül toprağında yeşeren yaban otu olmaktan ziyade, gönülde büyüyüp sevgi ağacına dönüşen bir tohum olduğunda güzeldir. Bu sağlıksız ruh halini, gönlün en temiz duygusu olan sevgiye dönüştüremeyenler, hengameli süreçlerden geçerler. Yazar, aşkın hastalıklı yönüne vurgu yaparak, aşk yerine sevgi temel olduğunda aile kurumunun