Binlerce ilkel insana göre lüks bir yaşamın içinde olmamıza rağmen hepimiz yoksuluz. Chapman'ın dediği gibi:
Sahte insanlar toplumunda
Dünyevi yücelikler uğruna
Tüm tanrısal refah uçar gider havaya.
Kitaptan ne anladığımdan çok okurken verdiği keyiften hoşlandım. Uzun zaman sonra böyle keyifle roman okudum sanırım. Kitaptaki insanların yollarının bir noktada kesişmesi birbirlerinin hayatlarına etki etmiş olmaları çok ustaca yazılmış. Ben Leyla ile Mecnun dizisini anımsadım kitabı okurken. O kıvamda absürt komedi unsurları da içeriyor kitap. Aynı zamanda İkisi de bir düşten ibaret...
...Evet, insan ruhunu yenmek gerçekten mümkün olmuyor. Dünyada hiçbir ordu bu kadar sürekli ayakta kalamaz. Sadece bugün binsekizyüz şarapnel attık; onbinlerce piyade mermisi yaktık. Aylardan beri gece gündüz savaş gemilerimiz mevzilerini bombalıyor. Son derece hırpalanmış Türkler'i koruyan Cenab-ı Allah'larından ayırmak için başka ne yapılabilir!...
Kitabın başına eklenen bu paragraf kitabın sonunda anlamını kazanıyor.
Hasan Şakir, Yusuf, Oğuz Amca, Mustafa, Bilal, Molla Kazım ve niceleri. Kahramanca din ve ülke müdafası yapmış nice vatan evlatları. Hiç kimse evine, ailesine, sevdiği okuluna dönemedi...
14 ay süren bir savaşın zorluklarını, bıkkınlığını, yorgunluğunu hissediyorsunuz. 535 sayfalık bu eserde haydi artık bitsin bu savaş daha ne kadar sürebilir ki derken, bu savaşın gerçekten yaşandığını bir hikaye olmadığını, kahraman şehit ve gazilerimizin ve onların yakınlarının ne kadar zorluklara göğüs gerdiğini gerçekten hissettiren bir kitap.