Sineklerin Tanrısı William Golding tarafından yazılmış belkide en iyi eser. Alanımın duayeni ve benim de çok sevdiğim hayranı olduğum Sevgili Mina Urgan’ın yazdığı Sonsöz zaten çok güzel bir inceleme niteliğinde ve büyük üstat pek fazla söylenecek bir şey bırakmamış geriye. O yüzden kitabın sonunda büyük bir zevkle tatmin olarak okuyacağınızı bildiğimden Mina Hanım’ın yazdıklarını burada tekrar etmeyeceğim. Gelgelelim üstadımızın değinmediği diğer kısımlara.
Birçok edebi eserde yazarlar karakterlerine verdikleri isimleri özellikle seçerler. Yani bu karakterlerin isimleri kişilikleriyle doğru ya da ters orantılı olabilir kimi zaman güdülen amaca göre. Bir karakterin isim anlamına bakarak, daha edebi eseri okumadan bile o karakterin kişiliği hakkında az çok bilgi sahibi olabiliriz. Bu eser de özellikle alegorik bir roman olduğundan bu örneklere fazlasıyla rastlıyoruz. Mesela güzel huylu, zeki karakterşyle göze çarpan sarışın Ralph’ın isminin anlamı “Wolf Counsel” dır. Türkçeye birebir çevirebileceğimiz bir anlamı olmasa da bu sofistike ve aklı sembolize eden bir anlamdır. Deniz Kuvvetleri’nde binbaşı olan babasının olduğu bilgisi, sarışın güzel huylu, güzel yüzlü bu çocuk gerçekten de ismini karakterinde yaşatır.
Domuzcuk ise isimsizdir. Şişman, gözlüklü alt sınıfa ait konuşma stiliyle karşımıza çıkar. “Everyman”lerdendir Domuzcuk. Yani aslında alt sınıfa ait herkesi kapsadığı için isimsizdir, önemsizdir, isme layık değildir, olsa da olurdur olmasa da. Aralarında en zeki ve yardımı dokunan olan kişi olması önemini artırmaz çünkü bedensel olarak düşük ve aşağıdadır.
Romanın antagonisti yani kötü karakteri Jack Merridew’dür. Ralph’ın “yerini alan kişi”dir Jack. İsmine baktığımızda Jack isminin anlamının “Suplenter” yani “yerini alan kişi” ve Merridew’ün ise “Lord”
“Bazen insanın içinden gelmese de devam etmesi gerekiyordu ve bazen insana yaptığı tek iş oturduğu yerde bok küremek gibi gelse de, aslında iyi bir iş çıkarmış olabiliyordu”
Sanki iktidar, bilekleriyle dirsekleri arasındaki kabaran kaslarına yerleşmişti.
Sanki otorite küçük bir maymun gibi omzuna tünemiş kulağının dininde geveze geveze konuşuyordu.