Oğuz Efe Güneş

Eflâtun Kudümün ne olduğunu biliyordu. Ama diğer sazın sesi onu hayrete düşürmüştü. Bu sazdan üfllenen nağmeler, sırrın ufûlevi vüsafâsı olan ehl-i vukuf füsûnkârların bezediği o vâsi füseyfisâda raks ve vüsûb eden vüsemâ gibi birer üfkûhe idiler. Ama füsûs ki, üflendikçe gönüllerdeki menhûs ufûnetin üfûl olduğu, bu füyûz dolu, tabii bir vüs ve vüs'at taşıyan nefesler, hangi yusuf-ı kalbiden nasıl hâsıl olur diye sanki, füsûl-ı erbaa teessüf ediyordu. Üflenenler âdeta, Şems'in üfûl ettiği ufka gönderilen canlardan ibaret bir demet vüfûd idiler.
Sayfa 123
Alıntı
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Gözlerine baktığım zaman Sonsuzluğu görebilmeliyim Parmaklarım dudaklarında dolaşırken Sonsuzluğa dokunmalı Konuştuğun zaman Sonsuzluğun sesini dinlemeliyim Bir istifham gibi eğilip Seni bir istifham gibi öpmeliyim
Sayfa 12·Kitabı okudu

Oğuz Efe Güneş

, bir kitap okudu
10/10
·90 syf.·
2024 2. kitabı
Attila İlhan
8.1/10 · 4.877 okunma
Üçüncü Şahsın Şiiri
gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim
Sayfa 16·Kitabı okudu
Şiir
''-Hail Gurthang! No lord or loyalty dost thou know, save the hand that wieldeth thee. From no blood wilt thou shrink. Wilt thou therefore take Túrin Turambar, wilt thou slay me swiftly?' -And from the blade rang a cold voice in answer: -'Yea, I will drink thy blood gladly, that so I may forget the blood of Beleg my master, and the blood of Brandir slain unjustly. I will slay thee swiftly.''
Alıntı