Kim olduğunu kabule yanaşmayan, kendini uyuşturmuş, kendinin farkında olmayan acı çeken biridir o, tek bir şeyden korkar: Yeniden bilincine kavuşmaktan...
Bütün becerebildikleri onursuz bir yalandır; bugün kendine "iyi insan" diyen kim varsa, kendini onursuz yalancılığın dışında başka bir şeyin karşısına koymaktan tümüyle aciz kişidir, temelsiz, ama masum, açık kalpli, mavi gözlü erdemli yalancılığın. Bu "iyi insanlar", - tümü de temelden, bütünüyle ahlaklaştırılmışlardır, onur söz konusu olunca, işleri berbat edip koyarlar: Hangisi " insan hakkında" küçük bir hakikate tahammül edebilir! Ya da daha anlaşılır biçimde sorulursa: Hangisi gerçek bir yaşam öyküsüne tahammül edebilir!
"İyi ve kötü" der Budist- "ikisi de ayak bağıdır; ikisinin de üstünde yetkin varlık vardır"; " yapılan ve yapılmayan" der inanmış Vedanta, "ona acı vermez; bir bilge olarak iyi ve kötüyü kendinden uzaklaştırır; hiçbir yapıp etme krallığına zarar veremez; iyi ve kötünün ötesine geçmiştir."