Bernard Malamud, 20. yüzyıl Amerikan edebiyatının en incelikli kalemlerinden biri,
Öykülerinde Özellikle Yahudi göçmenlerin hayatlarını, yoksulluklarını, ahlaki ikilemlerini ve insanın içsel yalnızlığını işliyor.
Bunun için onu sadece “Yahudi edebiyatı” içinde sınırlamak haksızlık olur; anlattığı şey daha geniştir:
insanın kusurlu ama anlam arayan hali.
Yazım dili sade görünür, fakat altında yoğun bir sembolizm ve neredeyse masalsı bir katman vardır.
Kitap, farklı karakterlerin hayatlarına odaklanan öykülerden oluşurken.
En bilinen öyküsü olan Sihirli Fıçıda:
Genç bir haham adayı olan
Leo Finkle, evlenmek için bir çöpçatanla (Salzman) görüşür. Ancak süreç ilerledikçe bu “mantıklı evlilik arayışı” beklenmedik bir yöne evrilir.
Leo, çöpçatanın kızına âşık olur—ama bu kız, ahlaki olarak “uygun” sayılmayan bir geçmişe sahiptir.
Burada hikâye basit bir aşk hikâyesi olmaktan çıkar:
Aşk, günah, arınma ve insanın kendini bulma süreci iç içe geçer.
Malamud’un dünyasında karakterler kahraman değildir.
Onlar daha çok, hayatın sertliğinde eğilmiş insanlardır.
Ve belki de kitabın en sessiz ama en güçlü cümlesi şudur:
İnsan, en çok yaralı olduğu yerden değişir. Sihirli Fıçı
Malamud’un bu kitabı, ilk bakışta küçük, sade hikâyeler gibi görünür. Ama biraz durup bakınca şunu hissedersin:
Karakterler çoğu zaman kırık, eksik ve yalnızdır
Ahlak net çizgilerle değil, bulanık gri alanlarda yaşar.
Kurtuluş dışarıdan değil, çoğu zaman acıdan geçerek gelir
Sihirli Fıçıdaki en çarpıcı meselelerden biri şu:
İnsan gerçekten “iyi” olmayı seçebilir mi, yoksa iyilik ancak düşüşten sonra mı mümkün olur?
Leo’nun hikâyesi tam da bunu sorar.
Aklın kurduğu düzenli hayat ile kalbin seçtiği karmaşık gerçek arasında kalır.
İyi okumalar dilerim. Bernard Malamud
Kralların tacı da, sıradan insanların aletleri de sonunda aynı toprağa karışır.
“Sceptre and Crown
Must tumble down,
And in the dust be equal made
With the poor crooked scythe and spade.”
James Shirley
#Geceyenotum
“Eteokles’i, derler ki, yasaya uygun olarak gömdürmüş Kreon;
ama zavallı Poluneikes için bir bildiri yayımlamış:
hiç kimse onu gömmeyecek, ardından yas tutmayacak;
gömülmeden, ağıt yakılmadan bırakılacak,
aç kuşlara ve köpeklere yem olsun diye.
Bu buyruğu, derler, iyi kral Kreon
senin için de benim için de yürürlüğe koymuş;
kim karşı gelirse, halkın önünde taşlanarak öldürülecekmiş.”