Bence Kırmızı Pazartesi,
Gabriel García Márquez’in en kısa ama en sarsıcı metinlerinden biridir.
Roman, baştan sonucu belli olan bir cinayeti anlatıyor;
ancak asıl mesele “kim yaptı?” değil, neden kimsenin engellemediğidir.
Márquez burada klasik anlatıyı tersine çeviriyor.
Parça parça ilerleyen, tanıklıklara dayanan bu anlatım;
gerçeğin net değil, kırık ve belirsiz olduğunu hissettiriyor.
Okuyucu olarak, olayın içindeki bireylerden çok, toplumun kolektif sorumluluğu ile yüzleştim.
Bence Romanın en güçlü yönü, “namus” kavramı etrafında şekillenen şiddeti sıradanlaştıran bir toplumu ifşa etmesidir.
Herkesin bildiği bir cinayetin gerçekleşmesi, kötülüğün bazen eylemden değil sessizlikten doğduğunu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.
Kısacası bu roman, kısa hacmine rağmen:
kader duygusunu,
toplumsal suç ortaklığını,
ve gerçeğin belirsizliğini
yoğun ve rahatsız edici bir etkiyle işliyor.
Okuyup bitirdiğimde hikâye değil, içinde kaldığım bir suç duygusu aklımda kaldı.
#GabrielGarciaMarquez
#KırmızıPazartesi