İçimde bir buhran
İçimde biriken çığlıklar
Susmayan sesler ve kalabalık
Ölüm! Öldüm mü sahiden yoksa açık mı gözlerim daha.
İçimde tutunduğum bir şey
Belki umut, belki hayal belki de boşluk
Boşluğa tutunur mu insan...
Yoksa insan zaten boşlukta mı?
Nerde fısıldayan sesler kulaklarımda
Nerde benim içimdeki kalabalıklar?
Anlamsız ve korku dolu anlam aramaya çalışmak ya da anlamın kendisi olmak.
Ya da içindeki korkunun tek suçlusu zihninde biriken kirli, bulanık düşünceler her ne olursa yine de bunları belli etmeden yoluna devam etmek.
"Bir yaşantıyı tam bitirmeli. Hiçbir iz kalmamalı ondan. Yeni yaşantılar için. Yeni yaşantılar için. Bunu önceden bilseydim, yaşantı milyoneri olmuştum. Ha-ha."
Ben öyle sanıyorum ki bizi korkutan ölümden çok bizim, cenaze alaylarıyla, asık suratlarla ölüme verdiğimiz korkunç durumdur... Çocuklar sevdiklerini bile maske takmış görünce korkarlar. Biz de öyle. İnsanların ve her şeyin yüzünden maskeyi çıkarıp atmalıyız.
Ölüm yoksa ölen kişiye bir anlam ifade etmiyor nasıl yaşadıysa ve yaşamak nasıl normalse öyle de ölüyor insan. Günler ölüme ve yaşama aynı anda adım atıyor.
Montaigne