Güzel bir distopya kurup, bunu sosyolojik olarak çok başarılı değerlendirmiş. Bence yazarın toplum üzerindeki tespitleri çok çarpıcı. Bizi bir gören yoksa yanlış bir hareket yapmaktan ne kadar çekiniriz? Bizi hırsızlık yapmak, insan öldürmekten alıkoyan düşünce de Tanrının bizi her an gördüğü düşüncesi değil mi? Sonuçta bizi yargılayan (toplum veya Tanrı) bir basamak kalmayınca insanların ne kadar çirkinleşebileceğini gözler önüne seriyor. Üstünde uzun uzun düşünüp bir sonuca varacağınız sosyolojik değerlendirmeleri paragrafların içinde öylece söylemesi canımı sıktı biraz. Yazar çok fazla nokta koymadığı için uzun süre dikkat vererek okumak zor oluyor. Tek kusuru buydu bence. Ama bu da yazarın tarzı sonuçta. Bundan 50 sene sonra bile yazarın başka kitabını elime alsam bu yazı biçiminden dolayı onu direkt tanıyabilirim diye düşünüyorum :)