Ne var ki her şey ancak bir kaç defa oluyor, hatta çok seyrek. Çocukluğunun bir öğle sonrasını kaç kez anımsarsın? O öğle sonrası, benliğinde büyük iz bırakmış, benliğinin ayrılmaz bir parçası olmuş, onsuz olamayacağına inanmış olsan bile. Belki dört-beş kez daha. Belki o kadar bile değil. Dolunayın doğuşunu daha kaç kez seyredeceksin? Belki yirmi. Buna karşın hepsi insana sınırsız gibi gözüküyor.
Aşık olmayan insan da buna ihtiyaç duymadığı,aşık olmayı aklıyla reddettiği için değil,olamadığı için,aşık olmayı beceremediği için olmazdı.İşte bu da cehennemdi.Aşk ateşinde yananların gözünde aşk cennet,ötesi ise cehennemdi…Asıl yanmak buydu…Neyi kaybettiğini bilmemekten daha büyük bir cehennem ateşi olabilir miydi? İşte bunu demek istemişti Muzaffer Hoca…