Bir eğitimcinin son nefesine kadar insanlara bişeler öğretebilmeyi ve hayatlarına güzel mana da dokunabilmeyi amaç edinmiş, üniversite de eğitimci iken bir öğrencisiyle kurmuş olduğu dostluğu ve aradan 16 sene geçtikten sonra ALS hastalığına yakalandıktan sonra tekrar o öğrenciyle üniversite yıllarında yaptığı gibi her salı buluşup hayat üzerinde sohbet ederek tez yazdığı bir gerçek hayat hikayesi. Kesinlikle okumaya değer bir kitap.
İnsanların giderek acıdan uzaklaşması ve acının hayatın bir parçası değil de cehennem den gelen bir felaket miş gibi algılanması dan, aslında acının bizi biz yapan ve onsuz bir hiç olacağımızı, hayatı hayat yapan şey olduğunu bize anlatan bir kitap. Bir çok ünlü felsefeciler den de alıntılar yaparak ve yorumlanarak yazılmış bir kitap.
Ahmet Ümit'in her kitabını okumuş biri olarak bu eserini de geç de olsa okuma fırsatı buldum. Yine yep yeni bir macera, yep yeni olaylar ve gizemler. Tek solukta okunabilecek bir kitap. Ve anlatım biçimiyle de sizi kitap da ki karakterler ile bir bütün yapıyor. Sanki oradaymışsınız da elinizi uzatsanız karakterlere değecekmişsiniz gibi.
Soru neydi, dedim.
"Ölümümün ardından unutulacağımdan korkup korkmadığım."
Evet, korkuyor musun?
"Hayır, zannetmiyorum. Benimle çok yakınlaşmış ve çok şeyini paylaşmış birçok insan var. Sevgiyle hep hayatta kalırsın ölüp gittikten sonra bile."