İnsan istediği şeye inanmaya çalışsa da bu hiçbir zaman işe yaramıyordu.Sonuç hoşuna gitse de gitmese de, sonunda neye inanacağına beynin ve kalbin karar veriyordu.
O vahşilik, o dizginlenmeyen sertlik ... Özgür bir kalpten değil; ümitsizliğin en saf halini tecrübe eden bir kalpten doğmuştu bunlar ve o ümitsizliği geride bırakmanın tek yolu fevri, şiddet dolu bir hayat sürmek olmuştu.