Ferhat biçen

Ferhat biçen
@Feroo1903
“Konuşulmayan acı, kalbi parçalar.” William Shakespeare Issız yerlerde kendin için bir evren ol. Aqile sivik, bare giran e.
“Hatırlamak en derin yaradır.”
Sayfa 85·Kitabı okudu
Öykü
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Aslında ben hep söylerim, romanlar ve tiyatro oyunları üzerine tartışmaya girmemek lazım. Herkesin bakışı farklıdır, benim en beğendiğim şeyden siz nefret edebilirsiniz.
Sayfa 242·Kitabı okudu
Edebiyat
“Şunu bir düşünün. Bir milyar insana ulaşmak, ilk insandan 1800’lere kadar dünya nüfusunun binlerce yılını aldı. Ama 1920’lerde nüfusunun iki katına çıkıp iki milyara ulaşması şaşırtıcı bir şekilde sadece yüz yıl aldı. Bundan sonra nüfusun yeniden ikiye katlanıp 1970’lerde dört milyara ulaşması ise sadece elli yıl aldı. Tahmin edebileceğiniz gibi, pek yakında sekiz milyara ulaşacağız.
Sayfa 130·Kitabı okudu
Mevcut yolumuzun kolaylıkla yıkım getirecek bir formül olduğu. Sınırlı bir ortamı ve sınırlı kaynakları bulunan bir sistemde nüfus artışı, üstel bir gelişim demektir. Son, aniden gelecek. Yaşayacağımız tecrübe, benzinin yavaş yavaş bitmesi gibi olmayacak... uçurumdan aşağı arabayla düşmek gibi olacak.
Sayfa 271·Kitabı okudu
Akıl hastanesinin bahçesinde sigara içiyordum. Merakımdan sanırım, bir şekilde orada buldum kendimi. Kendi halinde, oldukça normal davranan, yüz çizgilerinden kırklarında olduğunu düşündüğüm bir adamla göz göze geldik. Ben bir kaç kafamı çevirsem de, o gözlerini üzerimden hiç çekmedi. Kıyafetlerinden anladığım kadarıyla misafirdi orada, hasta demeye dilim varmıyor şimdi. Önce biraz çekindim, sonra cesaretimi toplayıp küçük adımlarla yaklaştım yanına. "sigara versene" dedi hemen. Sigarayı uzatırken "neden buradasınız?" demiş bulundum. Sigarasını yaktı, tekrar gözlerini dikti üzerime. Kırpmıyordu bile, ürkmedim desem yalan olur. "İyi günler" dileyerek uzaklaşmaya karar verdim. "Belkide yanlış bir soru sormuşumdur. Belki canını sıkmışımdır ya da ne bileyim adam deli işte!" diye geçirdim içimden. "Sen neden burada değilsin?" diye bağırdı arkamdan. Öyle bir bağırdı ki, arkamı dönmeye korktum. Cinnetle bağırır gibi... Döndüm yüzümü, olduğum yerde, yaklaşmadan baktım yüzüne. Bu sefer sesini daha da yükselterek, tekrarladı; "Sen neden burada değilsin ? Onca sahtekarın, onca vicdansızın, onca ihanetin içinde durabilmeyi nasıl başarıyorsun ? Çocukların vurulduğu, çiçeklerin koparıldığı, sevgilerin harcandığı, umudun tükendiği, renksiz, yapay bir dünya var dışarıda. Uyuşmadan uyum sağlayamadığım, gürültüsünden uyuyamadığım. Kirli, kibirli, kaba bir dünya var. Çıkarları uğruna seni çakıyla son model arabayı çizer gibi çizecek binlerce insan var. Kanını emecek bir sürü vampir. Sana kullanılıp köşeye atılmış pis bir mendil gibi hissettirecek bir sürü katil. Sen neden burada değilsin ?" Deliler mi yatmalı akıl hastanesinde yoksa onları deli edenler mi? ( alıntı )