Evet kitap bir otobiyografi kitabı, bu kitapta sadece bir şahsın hayatını anlatıldığını sanmayın. Alex Haley, Malcolm X'in hayatını en ince ayrıntılarına kadar kaleme alırken bir yandan da 1900'lü yıllardaki Amerika'nın tüm siyasi sosyal yapısının yanında o zamanlarda Amerika'da ırkçılığın ne derece ileri olduğunu, siyahi gençlerin arasında alkol, uyuşturucu, hırsızlık ve daha birçok pis işlerin yaygınlaştığını tüm ayrıntılarıyla öğrenebiliyorsunuz. Amerika'da bu bataklığa batmış olan yüzlerce gencin olay buralara kadar gelmeden önce maddi ve manevi ne sıkıntılar yaşadıklarını, psikolojik olarak ne kadar yıprandıklarını maalesef ki bilemiyoruz. Doğru yolu bulmuş kişilerin bu gençleri yargılamadan önce ellerinden geldiğince onları kurtarmaya çalışsalardı şayet, belki de olay bu kadar da ileri gitmezdi diye düşünmeden edemiyor insan. Hala daha belki en yakınımızda yanlış yaptığını gördüğümüz birçok insan vardır. Eğer ki biz doğrusunu biliyorsak etrafımızdaki yanlış yapanları uyarmakla mükellefiz. Ve belki de bizim bir kişinin elinden tutmamızla, başka başka kişilerin de doğruyu görmesine, doğruya yönelmesine vesile olabiliriz.
Malcolm X'in hayat hikayesi, aslında bizlere birinin hayatın ne kadar karanlık olursa olsun eğer isterse aydınlığa çıkabileceğini, bir kişi dipte bir hayat yaşarken bir anda dünyanın tanıdığı ve örnek aldığı biri haline dönebileceğini göstermektedir. Ayrıca hayatta ne yaşarsak yaşayalım hiçbir olayın kalıcı olmadığını, hayatımızın bir noktasında başımıza en kötü olaylar geldiğini düşünsek bile asla ümidimizi kaybetmememiz gerektiğini anlatmıştır bu kitap bize.
Daha erken yaştayken dahi birçok kötü olaya maruz kalan Malcolm X, henüz 6 yaşındayken babasını kaybetmiştir. Daha sonra evlerini tek başına idare etmek zorunda kalan annesi, Malcolm 12