Hayat Güzeldir, ismiyle müsemma ana fikirlere sahip 21 kısa ve yalın öyküden oluşan bir öykü kitabı. Öyle ki hikayelerin her birinde mesajlar açıkça ortaya konmuş. Kitabın kapağı, ismi, öykülerin başlıkları ve içerdikleri mesajlar birbirini tamamlıyor. Olaylar, karakterler hayatın tam içinden seçilmiş ve okudukça sıcak bir his bırakıyor insanın üzerinde. İki öyküyü hariç tutarak çok severek okudum kitabı, yüzümde mutlaka bir tebessüm belirdi okurken. Kısacık olmasına rağmen okurken karakterlerle bağ kurmakta zorlanmadım hatta bazı karakterler çok tanıdık hissettirdi, sanırım kitabın üzerimde bıraktığı sıcak his buradan geliyor. Hikayelerin sonu genelde bir sonraki sayfada devam edecekmiş gibiydi, ben yeni bir öyküye başlarken bir öncekiler yaşamaya devam ediyordu sanki. Verilen mesajlar yaşamaya devam ederken atladığımız, unuttuğumuz kıymetli detayları hatırlatıyor ve vurguluyor. Kimisinde gözlerim yaşardı kimisinde tebessümlerim gülücüklere dönüştü. Sonuç olarak gerçekten keyifle okudum, herkes aynı miktarda keyif
alır mı bilmem ama Mustafa Kutlu'nun kalemini sevenleri hayal kırıklığına uğratmayacağını düşünüyorum.
" Yarabbi hayat ne kadar güzel. Ama bizim gözümüz kör, kulağımız sağır. Ancak dara düştüğümüzde, paçamız sıkıştığında görüyoruz bu güzellikleri. Bu ne kadar nimet!"
Hayat GüzeldirMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20115,1bin okunma
İNSAN NEYLE YAŞAR?
Uzun süredir kitaplığımda yer alan, adını övgüyle sıkça duyduğum bir kitaptı.
Okuma alışkanlığımın zayıfladığını hissettiğim zamanlarda yaptığım gibi ince bir klasiğe başlamak istiyordum ve elime bu kitabı aldım.
Tolstoy, halkın her kesiminin okuyabilmesi, dini ve ahlaki öğütlerden istifade edebilmesi için yazmış bu öyküleri. Bu nedenle dili fazlasıyla basit. Öyle ki insan bu açık anlatımdan sıkılmış bulabiliyor kendini. Öykülerin başında İncil’in Yuhanna ve Matta bölümlerinden sözlere yer verilmiş. Devamında öykülerin ortak noktalarından biri olarak zenginlik yerilmiş, kötülüğe kötülükle karşılık vermemek öğütlenmiş, insanın sevgi ihtiyacı üzerinde durulmuş.
Çok etkilenerek okuduğumu söyleyemeyeceğim. Altını çizdiğim tek yer Başkurtlar’ın ( Rusya’da yaşamış Kıpçak Türkleri) geçtiği kısım oldu. Daha kalın bir kitap olsaydı muhtemelen kendimi bitirmek için zorlamazdım. Okunabilir, okunsa da olur okunmasa da olur. Karar sizin.