Trenler, yollar, kasabalar, gizli sevdalar, saka kuşu ile küpe çiçeği...
Kitabı okuduğum süre boyunca, fantastik filmlerde olduğu gibi kitabın içindeki dünyaya geçebilmenin yolu olsa keşke, diye düşündüm. Çünkü yazarın öyle samimi bir dili var ki üstüne hikaye de böylesine sıcak olunca kitabın kapağını kapatıp hayata dönesi gelmiyor insanın. Zihninizde Ali Bey ve oğluyla kasaba kasaba dolaşırken sanki kitapta sizin de bir rolünüz varmış gibi geleceğinden eminim. Mustafa Kutlu'nun bu sıcacık, hüzün kokan öyküsünü okurken zihninizde bir yesilçam filmi canlanacak.