Fethi Karataş

Fethi Karataş
@Fethikrts
Optisyen
Üniversite
Santa monica CA
1 Ocak 1999
3066 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
9/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2021 74. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2021 00:16
Benim için üstü kapalı anlatımların ustası olan Bulgakov 1925'te yazmış olduğu, SSCB dışında 1968'de, SSCB'de ise ancak 1987'de yayınlanabilen, EKİM 1917 RUS devriminin hedeflerini, kara mizah tarzında anlatmış olduğu bu kitabını siz nasıl okuyorsanız öyle anlayacağınız kısa ancak iz bırakan türden.... Bulgakov okurları ile bağlantısını fevkalade bir şekilde köpek "Şarik" üzerinden kurmaktadır. "Şarik" aç, yoksul ve yaralı bir sokak köpeğidir. Önüne atılan kokuşmuş etlerle yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Onun için hayatın dönüm noktası aslında profesör Filipoviç'in onu beslemesi ve yanına alması olmuştur. Profesör filipoviç, sağlam şekilde palazlandırdığı Şarik'i deneysel çalışmalarına alet eder.  Hipofiz ve Eril bezlerini değiştirerek onu başka bir yaratığa dönüştürür: "İnsana" Bana göre romanın tamamı bu aşamadan sonra hiciv dozunu istemlice artırır ve Rus Devrimi'nin öncesi ve sonrasında halk düzeyinde nasıl karşılandığını Şarik ve çevresi üzerinden görmüş oluruz. Bilim kurgu gibi görünen bu roman, hicvettiği unsurlar ile insanın acımasızlığını, aynı zamanda kontrolü kaybettiğinde neler yapabileceğini bizlere anlatmaktadır. Alıntıda da verildiği gibi; Şunu anlayın ki, asıl korkunç olan artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması. Hem de doğada var olanlar arasında en rezilini. İyi okumalar :)
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İki manyak insanın aşkı üzerine kurulmuş kitap
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2021 65. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2021 01:43
Kitabı az önce bitirdim. Sevgi, tutku, kin, nefret... bütün duygular bir arada ve ince ince işlenmiş. Karakterler çok sağlam ve güçlü. Oldukça sürükleyici bir kitap. Kendine böyle bağlayan etkileyici kitaplar çok nadirdir. Jarakterlerden nefret ediyorsunuz ama bir o kadar da seviyorsunuz. Kitapta da karakterler arasında da aynı durum söz konusu. Nefret ediyorlar birbirlerinden ama ayrılamıyorlar da. Kitabın en çok sevdiğim kısımları aşıkların birbirine sayıp sövdüğü ama hemen yelkenleri suya indirdikleri kısımlardı. "Heathcliff" eve dışarıdan getirilen bir “outsider” olarak çoğu zaman dışlanmış ve küçük görülmüş, karakterlerindeki vahşilikte evin kızı "Catherine" ile birleşmekten kaçamamış; Kızın zengin "Edgar Linton" ile evlenmesi ile harap olup intikam duygusuna hayatını adamış, zengin olup geri dönerek Catherine’in ölümünü görmüş ve büyüdükleri evi satın alarak çocukluğunda onu ezenlere karşı intikamında başarılı olmuş zalim bir baş karakterimizdir. "Catherine" ise içinde doğduğu şartların tipik burjuva kız çocuğudur. “ıf ı were in heaven, nelly, ı should be extremely miserable.” Sözleriyle ruhundaki uçarılığı anlamaktayız. Bu uçarılık kendisini zalim karakterimiz -aslında canımız ciğerimiz umutsuz aşık çocuğumuz- Heathcliff ile birleştirmiştir. Zengin hayatın çekiciliğine karşı koyamadığı için asıl duygularını gözardı etmiş, linton ile evlenip onu güçsüz ve ruhuna uzak bulmuş, sonunda da elbette huzuru bulamamıştır. İlerde Heathcliff’in oğluyla evlendirilecek olan Cathy’yi doğururken yaşamını kaybetmiştir. (inişli çıkışlı duygularından ötürü okuyucuya kimi zaman oh olsun sana dedirtse de hayat herkes gibi onun için de zor seçimler sunmuştu sadece.) Ruhuna dokunan insanı kaybeden kişinin, başarıya ulaşıp dünyadan intikamını alsa da huzuru asla bulamayacağını
İnceleme
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202557,8bin okunma
Acı bana tanrım, bütün kırık kanatları güçlendir
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2021 60. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2021 00:28
Ne zamandır böyle gerçekleri yüzüme Osmanlı tokadı gibi yapıştıran bir kitaba denk gelmemiştim. Yazacaklarım bazılarını kızdıracak türden bir yazı olabilir gerçekler can yakıcıdır. Uygarlık bugün her ne kadar kadının bilinçlenmesine yardımcı oluyorsa da, buna karşılık, erkeğin açgözlülüğü yüzünden,  aynı zamanda kadının acılarını da çoğaltmaktadır. Eskiden kadın mutlu bir hizmetçiyken, günümüzde  mutsuz bir metrestir! dün, gün ışığında kör gibi yürüyordu, şimdi duru görüşüyle, karanlıkta yürüyor! Eskiden bilgisizliği içinde güzel, sadeliği içinde erdemli ve zayıflığı içinde güçlüydü. Şimdi oyunlarıyla çirkin, zekasıyla yüzeysel, bilgisiyle de kalpsiz bir hale geldi. Kadın bir yönde ilerliyor, başka bir yönde geriliyorsa, bunun sebebi dağların doruğuna varan zorlu yolun hırsızların tuzaklarıyla ve kurt inlemeleriyle dolu olmasıdır. Yukarıda bahsettiğim cümleler her ne kadar rahatsızlık verse de kitabı okuyunca acı bir gerçek gibi suratına çarpıyor insanın. Son cümleler ile de aslında korkutucu bir değişimin sebeplerini ortaya koyuyor. Umutsuz bir aşk öyküsünü konu alan bir kitap olmuş demek istiyorum. Kitaptaki olalaraa neredeyse hiç dikkat etmeden adeta şiir kitabıymış gibi okudum benn. "insanın gece karanlığında gizlice yaptığı şey yine insan tarafından gün ışığına çıkarılmaya mahkumdur. Acılı bir ruh, yabancı bir diyarda yakınlarından biriyle karşılaşan bir yabancı gibi, kendine benzeyen, aynı duyarlılığı paylaşan bir başkasıyla birleşince huzura kavuşur. Yanıp kül olana dek bir alevin etrafında uçuşan kelebek, hayranlığı, karanlık olduğunda rahatça yaşayan köstebekten daha çok hak eder."(Alıntı) Halil Cibran sanırım bu metinde, olağan ve sıradan bir aşk hikayesini anlatıyor. Bana göre okuyucu sayfalarda ilerlediğinde hiç bir hikayenin sıradan olmadığını
İnceleme
Kırık KanatlarHalil Cibran · Kızıl Panda Yayınları · 202312,4bin okunma
4/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2021 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2021 01:17
MECZUP: Tanrı aşkıyla aklını yitirmiş kişilere söylenmektedir. Günlük yaşamda veya halk dilinde herhangi bir sebepten dolayı aklını yitirmiş insanlar için de kullanılmaktadır. Halil Cibran'ın ilk kez 1918 yılında yayımlanmış olan bu eseri. Oldukça kısa anlatılardan oluşmaktadır. "Meczupluğumda hem özgürlük, hem de güvenlik buldum; yalnızlığın özgürlüğü ve anlaşılmaktan uzaklığın güvenliği, zira bizi anlayanlar, içimizde bir şeyi esir ederler.” Gerçekten bilmediğim bir yazar, hiç bilmediğim bir kitabı nasıl benim yalnızlığımı bu kadar güzel anlatmış olabilir? Mutluyum bazen şikayetçi ama her zaman özgür. Şüphe duymuyorum. Yalnızlığımın beni koruyan bir el olduğunu biliyorum. Kitapta bir çimin düşen yapraklardan rahatsızlığını belirten, kitapta okuyacak olanların beğenebileceğini düşündüğüm küçük bir hikaye var. Umarım bir gün kitabı okuma fırsatı yakalarsınız
1000Kitap
MeczupHalil Cibran · Kızıl Panda · 202121,9bin okunma
Aradığım farklı bir deneyimi bulabildim birazcık doydum bu konsepte
8/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2021 47. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2021 04:59
Araba Sevdası 1898'de yazılması, yazım tekniği ve güzel tasvirleriyle, o dönemin istanbul'unu, toplum anlayışını hatta şehir yapısını insana işler, öğretir. Bu açıdan İstanbul ve Osmanlı Tarihi için önemlidir. Beklentilerin her şey olduğu, bireyin dünyayı kendi beklentilerine göre yorumladığını, inşa ettiğini çok hoş tasvirlerle anlatıyor. Bu açıdan Psikolojik öğreti taşımaktadır. Bunu 1898'da yapması göz önüne alındığında gerçekten önemi birkaç kat daha iyi fark edilebilir. Okuduğum baskısında fransızca ifadelerin karşılıklarının sayfa altında değil de, kitabın sonunda toplu olarak verilmiş olması okumayı biraz güçleştirdi. Alırken buna dikkat etmek lazım. Ana karakter olan Bihruz Bey'i günümüze uyarladığımızda, fabrikatör babalarının gölgesinde yaşayan mirasyedi gençleri Bihruz Bey'e benzetebiliriz. Çünkü kitaba göre Bihruz Bey, babasından kalanları tüketmekle meşgul, savurgan, kendi kimliği ile kavgalı ve batı hayranı bir karakter olarak ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte, Bihruz Bey'in araba sevdalısı olması da cabası... hatta ve hatta, sevdiği kıza değil de kızın bindiği arabaya aşık bir megaloman. Bizim mirasyedi gençleri hatırlayın, BMV direksiyonu ile İnstagram'da 'story' paylaşan, kafelerde 'kardeşim'le başlayan cümleler kuran gençler işte Bihruz Bey'e ne kadar da benziyor. Dahası, Plaza dilini konuşan beyaz yakalılar da bir yönüyle Bihruz Bey'e benzeyebilir. kurmuş olduğu Türkçe cümlelerin arasına hiç gereği yokken fransızca kelimeler serpiştiren Bihruz Bey, bizim 'toplantıyı set eden', 'dataları base eden' beyaz yakalılara ne kadar da çok benziyor, öyle değil mi? İşin aslı, bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen Bihruz Bey'lerin halen varlığını sürdürüyor olmasına şaşırmamak gerekir. Her dönem birileri çalışır birileri yer, sanki bir doğa kanunu
İnceleme
Araba SevdasıRecaizade Mahmut Ekrem · Kum Saati Yayınları · 201130,9bin okunma