Fetullah kaya

Fetullah kaya
@Fetullahkaya
Okul Öncesi Öğretmeni
Üniversite
Van
2 Temmuz
120 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·184 syf.··
2026 28. kitabı
Bazı insanlar kalabalığın içinde kaybolur, bazıları ise insanlardan uzaklaştıkça kendini bulmaya çalışır. Yalnız Gezenin Düşleri tam olarak böyle bir ruh hâlinin kitabı. Rousseau bu kitapta bize büyük olaylar anlatmıyor. Bir insanın kırgınlığını, yalnızlığını ve iç sesiyle baş başa kalışını anlatıyor. Doğaya kaçıyor, insanlardan uzaklaşıyor, sessizlikte huzur arıyor. Ama kitap ilerledikçe şunu hissediyorsunuz: İnsan bazen herkesten uzaklaşsa bile kendinden kaçamıyor. Kitabın en etkileyici tarafı samimiyeti. Kendini güçlü göstermeye çalışmıyor. Kırılıyor, düşünüyor, susuyor, içine kapanıyor. Ve bir noktadan sonra kitap şunu düşündürüyor: Belki de insanın en uzun yürüyüşü, kendi içine yaptığı yürüyüştür.
Yalnız Gezenin DüşleriJean-Jacques Rousseau · Bordo Siyah Yayınları · 20045bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Puan vermedi·150 syf.··
2026 23. kitabı
Comala’nın büyülü gerçekçiliği baştan itibaren insanı içine çekiyor. Juan Preciado’nun babasını aramak için kasabaya gelişiyle birlikte ben de onunla birlikte o belirsiz dünyanın içine girdim. Okurken en çok hissettiğim şey tedirginlikti. Sokaklar boş ama sessizlik bile canlı gibi; sürekli bir fısıltı var. İlk başta kimin kim olduğu, kimin yaşadığı kimin öldüğü çok karışık geliyor. Sayfalar ilerledikçe bu karmaşanın bilinçli olduğunu fark ediyorsun. Juan’ın karşılaştığı her hikâyede bir şeylerin açığa çıkmasını beklerken daha da derin bir belirsizliğe sürükleniyorsun. Dorotea ve Susana San Juan’ın hikâyeleri özellikle akılda kalıyor, Pedro Páramo ise giderek bir karakterden çok kasabanın kendisi gibi hissediliyor. Kısa bir roman ama bıraktığı etki oldukça büyük; bitince uzun bir yolculuktan dönmüş gibi hissettiriyor. Okumanızı tavsiye ederim.
Pedro ParamoJuan Rulfo · Doğan Kitap · 20192,250 okunma
Puan vermedi·222 syf.··
2026 21. kitabı
İyi Düşün Doğru Karar Ver okudukça şunları fark ettim, özgüven dediğimiz şey aslında kendim olmak değilmiş, kendimle yüzleşebilme cesaretiymiş. İnsan çoğu zaman başkalarının beklentileriyle yaşarken kendi sesini kaybediyor ve bunu fark etmiyor bile. Bir noktadan sonra şunu fark ediyorsun, kendi düşüncelerinin dışına çıkamayan kişi insan ilişkilerinde başarılı olamaz fikri sandığımızdan daha derin. Çünkü mesele sadece başkasını anlamak değil, kendi doğrularının da sorgulanabilir olduğunu kabul etmek. Ben bu kitaptan şunu anladım, insan kendi zihnini mutlak doğru kabul ettiği sürece ne kendini geliştirebilir ne de gerçek bir bağ kurabilir. Düşüncelerini sorgulamadan yaşarsan hayatını da sorgulamadan yaşarsın ve en tehlikelisi de bu, farkında olmadan eksik bir hayat sürmek. Bu kitap kendini tanımak isteyenler için güçlü bir başlangıç, özellikle psikoloji alanında bir şeyler okumak isteyenlere ilk adım olarak öneririm.
İyi Düşün Doğru Karar VerDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20081,779 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 20. kitabı
84 gün boyunca tek bir balık tutamayan Santiago, herkesin gözünde şansını kaybetmiş bir ihtiyardır. Ama o, denize açılmayı bırakmaz. 85. gün karşısına çıkan dev kılıçbalığıyla günler süren bir mücadeleye girer; elleri parçalanır, uykusuz kalır, yalnızlıkla sınanır ama iradesi çözülmez. Balığı yakalar fakat tekneye alamaz; çünkü balık tekneye sığamayacak kadar devasa büyüklüktedir. Dönüş yolunda köpekbalıkları her şeyi elinden alır. Kıyıya vardığında geriye sadece dev bir iskelet kalır. Bu hikâyeden benim anladığım şu: İnsan, hayatta çoğu zaman sonucu değil mücadelesini taşır. Bazen kazanırsın ama elinde tutamazsın, bazen de her şeyini kaybedersin ama kendinden bir şey eksilmez. Santiago’nun hikâyesi; sabrın, yalnızlığın ve insanın kendi sınırlarıyla verdiği savaşın sade ama sarsıcı bir anlatımıdır.
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Elips Kitap · 200540,9bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 16. kitabı
Ali Şeriati hakkında uzun süre hep olumsuz önyargıların etkisinde kaldım. “Okuma, seni zehirler.” diyenler oldu… Üniversite yıllarımda karşıma çıkmıştı aslında, ama bu sesler yüzünden elim gitmedi. Şimdi fark ediyorum ki insan bazen bir kitabı değil, kendi zihnine yerleşmiş korkuları erteliyor. Şeriati’nin en rahatsız edici yanı şu: Dini sadece bireysel bir huzur alanı olarak görmüyor. Onu; toplumla, adaletle, sınıfsal meselelerle ve insanın dünyadaki sorumluluğuyla birlikte ele alıyor. Bu yüzden onu anlamak kolay değil. Çünkü konfor alanını bozuyor. Onu Şiiler “Sünni” diye yaftalar, Sünniler “Şii” diye… Ama Şeriati bu kalıpların çok ötesinde, bambaşka bir yerde durur. “Kendini bilmek” onun için basit bir söz değil: İnsanın kendine biçilen rolleri sorgulaması, ezberlerini kırması ve hakikati araması demektir. Bu noktada; Friedrich Nietzsche’nin hiçlik sorgusuna, Albert Camus’nün anlamsızlık direnişine, Platon’un hakikat arayışına dokunur… Ama onlardan ayrıldığı yer şudur: O, hakikati sadece düşüncede değil, yaşanan hayatta ve mücadelede arar. Bu kitap bir başlangıç olabilir. Ama kolay bir başlangıç değil. Çünkü insan kendini tanımaya başladığında, artık hiçbir şey eskisi gibi kalmaz.
Kendini BilmekAli Şeriati · Endişe Yayınları · 1990168 okunma