Onu gerçekten sevmediğini şimdi anlamıştı. Sevdiği şey Ruth değil, idealize ettiği, kendi kafasında yarattığı uhrevî bir şeydi; kendi aşk şiirlerindeki ışık saçan ruhtu. Hakiki Ruth'u sınıfının tüm kusur ve zaaflarını taşıyan, o sınıfın psikolojisinin umutsuz sınırlarıyla kısıtlanmış burjuva Ruth'u hiç sevmemişti.
Muhteşem bir eser. Uzun süredir okurken bu kadar etkilendiğim bir kitap hatırlamıyorum. Yerinden ve yurdundan zorbalıkla koparılan insanların, hayata yeniden tutunmak için Oklahoma’dan California’ya uzanan yolculuklarını ve bu yolculuk boyunca yaşadıkları zorlukları adım adım görüyoruz.
Okurken, Steinbeck’in güçlü betimlemeleri sizi Amerika’nın ıssız ve sıcak çöllerine, yeşil çiftliklerine, portakal ve şeftali bahçelerine götürüyor.
Benim ancak bu kadar anlatabildiğim bu kitabı mutlaka okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.