Edebitiyatral Hatıralar

Edebitiyatral Hatıralar
@Fevziteoman
ARŞİV
Melih Cevdet Anday, Şevket Rado'ya yazdığı 19. 7. 1941 tarihli mektubunda şöyle yazar: "Mektubuna ne kadar sevindiğimi tasavvur edemezsin. Çok sıkıntı içinde bulunmama rağmen neşelendim. Sıkıntımın sebebi, bildiğin gibi, batan Refah Vapuru'nda büyük ağabeyimin de bulunmasından dolayıdır." Olay ise şöyledir: Refah Vapuru Faciası olarak geçer. İngiltere'ye ısmarlanan denizaltıları teslim almak üzere yola çıkan Refah Şilebi 23 Haziran 1941'de Kıbrıs açıklarında Fransızlar tarafından torpillenerek batırılmış ve içinde bulunan 200 kişiden ancak 32'si kur-tulmuştur. Yüzbaşı Nejat Anday da faciada ölenler arasındadır (Melih Cevdet Anday, Akan Zaman, Duran Zaman. İstanbul, 1984, s. 82). Bu sırada askerlik görevini teğmen olarak icra etmektedir, 26 yaşındadır
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Dümbüllü İsmail, hiç katıksız, yapmacıksız, bizden olan, işinin ehli, usta bir halk komiği idi. İlgisizlik içinde tek başına yapabileceğini yaptı ve gitti." Haldun Taner
Kordon'un göbeğinde nargile sefası yapan Barış Manço. (3.sayfa)
Tüketim çılgınlığı!
Haftasonu arşivden paylaşacağım isimler: Muhsin Ertuğrul, İsmail Dümbüllü, Rasim Öztekin, Ferhan Şensoy, Barış Akarsu, Barış Manço, Şevket Rado, Halit Akçatepe, Nejat Uygur, Cemal Süreya, Özdemir Asaf, Şener Şen, Nazım Hikmet, Edip Cansever, Ülkü Tamer, Levent Kırca, Yaşar Kemal, Melih Cevdet Anday...
İNANIN ÇOK YANLIŞ YAŞIYORUZ...
Geçtiğimiz gün bir mezarlık ziyaretine gittim. Orada aramızdan zamanlı zamansız ayrılmış 7'den 70'e çok sayıda insan sessizce yatıyorlardı. Orada yatanlar sadece bedenler değildi... Ertelenmiş umutlar... Söylenmemiş sözler... Yaşanmamış pişmanlıklar... Dilin ucunda kalmış aşklar... Yarım bırakılmış işlerdi... Kim bilir onlar yaşama veda ettiklerinde neleri yarım bırakmışlardı? Şurada boylu boyunca yatan, "Tamam, kalbini kırdım ama yarın nasılsa gönlünü alırım," diyordu. Hemen onun birkaç mezar arkasındaki; "Aman sen de, bu konsere bir dahaki sefer giderim, adamlar kaçmıyorlar ya!" demişti. Şuradaki aile kabristanının aile reisi ise; "Tatile haftaya çıkarız, hele şu işi bir halledeyim," diye düşünüyordu. Ve onlar düşündüklerini yapamadılar... Belki küçük bir çocuk gönül verdiği takımın formasını istiyordu. Babası da geçiştirmek için; "Param yok, ilerde alırız..." diyordu. ....Ve o çocuk o formayı hiç giyemedi... İtiraf etmeliyiz ki bizler, belki iyi, belki kötü ama çok yanlış yaşıyoruz. Hepimizin yaşamı, yarınlara bırakılmış işler, ertelenmiş umutlarla dolu. Çalışıyoruz, çalışıyoruz, çalışı... Sanki tüm yarınlar bizimmiş gibi hayaller kurup, yaşamın tüm renklerini elimizin tersiyle itiyoruz. Sevinçleri, mutlulukları çok sonralara bırakıyoruz. Bizler var ya, bizler... İnanın çok yanlış yaşıyoruz... Atış Serbest, s.141