FEY

FEY
Hayata nasıl mı bakıyorum… İçime ve duvarlara bakmaktan fırsatım olmuyor. (Paylaştığım hiçbir şey beğenilsin diye değildir.)
Zira İslâm belli bir yöre veya şehir halkına gelmiş değildir. Eğer öyle olsaydı, daha net ve değişmeyen uygulamalar teklif ederdi. Halbuki İslâmi bütün insanlara gelmiş bir dindir. Bu yüzden de getirdiği esasları kıyamete kadar dünyanın her tarafında uygulanabilir olması, kendisine inananların hidâyetlerini temin edebilmesi açısından hayatî bir zorunluluktur.
Sayfa 33·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sünneti deve sidiğine kadar indirip reddeden düşünsün.
Sünneti evrensel bütünlüğü içinde düşünmek ve onu her hareketimizde çıkış noktası olarak benimsemek, kendi içimizde tatmin edici bir yoruma kavuşturamadığımız sünnet verilerini hemencecik reddedivermekten bizi kurtaracaktır. Hatta onların da geçerli olacağı yöre ve dönemlerin bulunabileceği fikrine ve rahatlığına ulaştıracaktır. Bu ise İslâm kültürü olduğunu belirttiğimiz sünnete dair hiçbir bilgi ve belgenin zâyi olmamasını gerektirir.
Sayfa 32·Kitabı okuyor
İşte Selmân, bunun farkındaydı ve aklınca alay etmek isteyen 'bir peygamber de böyle şeylerle uğraşır mıymış?' demeye getiren devrin çağdaş müşrik kafasına gerçeği bütün sâfiyeti ve açıklığı ile haykırıyordu: "Evet, her şeyi bize o öğretiyor!".
Sayfa 32·Kitabı okuyor
Meselâ deniyor ki, peygamberin derdi sağ elle yemek olamaz
Nitekim Selmân-ı Fârisî'ye bir müşrik biraz da alaylı bir edâ ile şöyle dedi: ─ Görüyorum ki dostunuz Muhammed, size her şeyi ama her şeyi, hatta helâya nasıl oturacağınızı bile öğretiyor. Selmân, gayet ciddî bir edâ ile: ─ Evet, gerçekten de öyle, diye onu tasdik ettikten sonra Hz. Peygamber'in tuvalet âdâbıyla ilgili tavsiyelerini sıraladı. (bk. Müslim, Tahâre 57-58). Hiç kuşkusuz işlerin ve konuların önemlerine göre sıralanması esastır. Ancak insan hayatındaki her şeyin belli şekillerde ıslah edilmesi, inanç sisteminin gereklerine uygun hâle getirilmesi de aynı derecede önemlidir. Hz. Peygamber ümmetine bir baba gibi her konuyu öğretmiş, onların izzet ve şerefine yaraşır davranışlar göstermiştir. Bunda "küçük işlerle meşguliyet" gibi bir basitlik değil, "en küçük ayrıntıyı bile ihmâl etmeme derecesinde bir ciddiyet, sorumluluk ve insanı bir bütün olarak değerlendirme" gibi derin ve anlamlı bir hassasiyet yatmaktadır.
Sayfa 31 - 32·Kitabı okuyor
Daha nasıl anlatılabilir ki?
Bu sebeple de her insan ve toplum, Hz. Peygamber'in hayatında ve sünnetinde kendilerine örnek olacak birçok yön ve olay bulabilir. Çünkü bütün insanlığı bir şahsiyette toplayıp misallendirmek, ALLÂH Teâlâ için asla zor değildir. Bu sebeple Hz. Peygamber'in sîreti, hayatın her safhasını kapsayan bir bütünlük içindedir. O ALLÂH'ın kendisine verdiği yetki ile ülkelerinde krallara, devlet başkanlarına; yollarda, yaylaklarda çobanlara; mekteplerde hocalara; sınıflarda öğrencilere; obalarda fakirlere; köşklerde zenginlere; otağlarda, kışlalarda ordulara, komutanlara; yuvalarda analara-babalara, yavrulara kısaca bütün insanlara aynı çağrıyı yapmakta, kendisini izlemeye davet etmektedir.
Sayfa 31·Kitabı okuyor