'Kitap'ta olmayan bir hükmü sünnetin belirlemesi Kitab'a muhalefet anlamına gelmez mi?' diye sorulabilir. Buna şöyle cevap vermek mümkündür:
Kitap üzerine yapılan ziyâde şu üç hâlde bulunabilir:
1. O konu Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem tarafından ortaya konulmamış olur.
2. Var olan bir hükmü ortadan kaldırıcı (nâsih) olabilir. (Tabiî sünnetin mütevâtir olması hâlinde bu ihtimâl düşünülebilir)
3. Hükmü bir konuya tahsis edici (muhassıs) olabilir.
Bu demektir ki, Kitap üzerine ziyâde -eğer böyle bir şey varsa- ya hükmü ortadan kaldırıcı (nâsih) veya bir konuya ait kılıcı (muhassıs) olacaktır. Bu iki hâlde de iyi düşünüldüğü zaman iki yönün bulunduğu anlaşılacaktır:
a. Kitab'ın (yâni âyetin) beyânı.
b. Kitâb'ın bir açıklama getirmediği konudaki hükmü tek başına (müstakillen) açıklaması.
Muhassıs, bir taraftan genel olan nassın hükmünü, o hükme dâhil olanların bir kısmıyla sınırlarken, diğer yandan da o genel nassın kapsamından çıkarılanların hükmünü tek başına beyân etmiş olur. Meselâ 'Bunların dışında kalanlar size helâl kılındı' [Nisâ, 24] âyetinden sonra Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem "Kadının, halası ile aynı nikâh altında birleştirilmesi harâm olur. Nesep yoluyla harâm olan, süt emme yoluyla da harâm olur" (Buhârî, Nikâh 27; Müslim, Nikâh 33) buyurmuştur. Bu şu demektir: Âyetteki "bunların dışında kalanlar" ifadesinden maksat, dışta kalanların hepsi değil, bazılarıdır. Bu durumda âyet bu bazılarının helâlliğine delâlet etmiş, fakat hüküm dışında kalanların hükmünü açıklamamış olur. Resûlullâh'ın beyânı muhassıs olarak hem bu bazı fertlerin o genel hükmün dışında olduklarını, hem de hüküm dışına çıkarılmış olanların haramlığını açıklamış olur. Yani muhassıs hem âyetin hükmünü açıklar, hem de âyetin sükût ettiği noktaların hükmünü tek başına