FEY

FEY
Hayata nasıl mı bakıyorum… İçime ve duvarlara bakmaktan fırsatım olmuyor. (Paylaştığım hiçbir şey beğenilsin diye değildir.)
Hz. Peygamber'in hayatını ve ondaki çeşitliliği ashâb-ı kirâm, "O bir peygamberdir, bizden farklıdır. Biz kendi işimize bakalım" yorumu ile değil, "Onun bütün hareketlerinin bize bakan bir yönü mutlaka bulunmaktadır. Biz onu örnek almalıyız" yaklaşımı içinde algılamışlardır.
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İşte bütün toplum kesimlerinin bütün ihtiyaçlarını ferd, âile, millet, ümmet ve insanlık seviyesinde ve evrensel çerçevede karşılamak, şekillendirmek, örneklendirmek sünnetin sorumluluğu ve özelliğidir. ALLÂH Teâlâ'nın Hz. Peygamber'i "en güzel örnek" diye tanıtması, onun hayatında bütün bu hayat şat ve şekillerine göre İslâm çerçevesinde örnek alınabilecek âhenkli bir çeşitlilik, zenginlik, seyyâlliyet ve uygulanabilirlik bulunduğunu göstermektedir.
Sayfa 28·Kitabı okuyor
'Kitap'ta olmayan bir hükmü sünnetin belirlemesi Kitab'a muhalefet anlamına gelmez mi?' diye sorulabilir. Buna şöyle cevap vermek mümkündür: Kitap üzerine yapılan ziyâde şu üç hâlde bulunabilir: 1. O konu Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem tarafından ortaya konulmamış olur. 2. Var olan bir hükmü ortadan kaldırıcı (nâsih) olabilir. (Tabiî sünnetin mütevâtir olması hâlinde bu ihtimâl düşünülebilir) 3. Hükmü bir konuya tahsis edici (muhassıs) olabilir. Bu demektir ki, Kitap üzerine ziyâde -eğer böyle bir şey varsa- ya hükmü ortadan kaldırıcı (nâsih) veya bir konuya ait kılıcı (muhassıs) olacaktır. Bu iki hâlde de iyi düşünüldüğü zaman iki yönün bulunduğu anlaşılacaktır: a. Kitab'ın (yâni âyetin) beyânı. b. Kitâb'ın bir açıklama getirmediği konudaki hükmü tek başına (müstakillen) açıklaması. Muhassıs, bir taraftan genel olan nassın hükmünü, o hükme dâhil olanların bir kısmıyla sınırlarken, diğer yandan da o genel nassın kapsamından çıkarılanların hükmünü tek başına beyân etmiş olur. Meselâ 'Bunların dışında kalanlar size helâl kılındı' [Nisâ, 24] âyetinden sonra Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem "Kadının, halası ile aynı nikâh altında birleştirilmesi harâm olur. Nesep yoluyla harâm olan, süt emme yoluyla da harâm olur" (Buhârî, Nikâh 27; Müslim, Nikâh 33) buyurmuştur. Bu şu demektir: Âyetteki "bunların dışında kalanlar" ifadesinden maksat, dışta kalanların hepsi değil, bazılarıdır. Bu durumda âyet bu bazılarının helâlliğine delâlet etmiş, fakat hüküm dışında kalanların hükmünü açıklamamış olur. Resûlullâh'ın beyânı muhassıs olarak hem bu bazı fertlerin o genel hükmün dışında olduklarını, hem de hüküm dışına çıkarılmış olanların haramlığını açıklamış olur. Yani muhassıs hem âyetin hükmünü açıklar, hem de âyetin sükût ettiği noktaların hükmünü tek başına
Sayfa 23 - 24·Kitabı okuyor
Teşrî: Kur'ân'ın herhangi bir hüküm getirmediği konuda sünnetin bir hüküm ortaya koyması demektir. Bu konu âlimler tarafından tartışılmıştır. Bazı âlimler, "ALLÂH Teâlâ, Peygamber'e itaati farz kılmış ve Peygamber'in kendi rızâsına uygun davranacağını bildiği için Kitap'ta hükmü belirtilmeyen konularda Peygamber'e hüküm koyma yetkisi vermiştir" dediler. Bazıları da "Hiçbir sünnet yoktur ki, onun mutlaka Kur'ân'da bir aslı bulunmasın. Namazın nasıl kılınacağını gösteren sünnetin, namazın kılınması emrini getiren âyete dayandığı gibi diğer konulardaki teşriî sünnetler de mutlaka bir âyete dayanır. Peygamber neyi haram veya helâl kılmışsa, onları ALLÂH tarafından bir açıklama olmak üzere ortaya koymuştur" dediler. Bir kısım âlimler de, "Peygamberin sünnet olarak ortaya koyduğu her şey, onun kalbine ALLÂH Teâlâ tarafından konulan hikmetten ibarettir. Peygamber'in kalbine konulan şey, onun sünneti olmaktadır" dediler. Bu görüşler sünnetin müstakil olarak hüküm getireceğinde birleşmekte, sadece Peygamber'in tek başına ortaya koyduğu hükmü, doğrudan doğruya ALLÂH'ın yardımına dayanarak kendiliğinden mi ortaya koyduğu, yoksa kendisine vahiy mi edildiği ya da kalbine ilka ve ilham mı edildiği noktasında birbirlerinden ayrılmaktadırlar. İhtilâf aslında işte bu değerlendirme ve ifadelendirme noktasında yoğunlaşmaktadır.
Sayfa 22 - 23·Kitabı okuyor
Tefsir veya beyân: Sünnet, Kur'ân'da bulunan herhangi bir hükmü herhangi bir yönden açıklar. Buna genellikle, kısaca temas edilmiş (mücmel) hükümlerle, anlaşılması kolay olmayan (müşkil) hükümlerin açıklanması, mutlak hükümlerin belli kayıtlara bağlanması (takyid), genel hükümlerin özelleştirilmesi (tahsis) denilmektedir. Meselâ namaz ve zekâtın uygulama biçim, ölçü ve şekillerine açıklık getiren hadisler, yine "beyaz iplik siyah iplikten size göre ayırt edilinceye kadar" [Bakara, 187] âyetindeki beyaz ve siyah iplikten maksadın gündüzün aydınlığı ile gecenin karanlığı olduğunu belirten hadisler ve yine "inanıp da imânlarına herhangi bir zulüm bulaştırmayanlar." [En'âm, 82] âyetindeki zulümden kastın, "şirk" olduğunu açıklayan hadis, sünnetin bu özelliğini ortaya koymaktadır.
Sayfa 22·Kitabı okuyor