Sünnet, Kur'ân karşısına üç görev üstlenmiştir: Te'kid, tefsir, teşri'.
Te'kid: Sünnet herhangi bir hükme Kur'ân gibi delâlet eder, yani her yönüyle Kur'ân'ın hükmüne uygun bir beyânda bulunur. Meselâ, "Namazı kılın ve zekâtı verin", "Ey inananlar, oruç size farz kılındı", "Kâbe'ye gitmeye yol bulabilene haccetmek ALLÂH'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır" âyetlerinde mutlak olarak ifade buyrulan İslâm'ın şartlarını bir de "İslâm beş temel üzerine kurulmuştur" (Buhârî, Îmân 1, 2; Müslim, Îmân 19-22) hadisi, -uygulamaya yönelik hiçbir açıklama getirmeksizin- sadece hüküm açısından beyân etmektedir. Yine "Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin..." [Bakara, 188] âyeti ile "Hiçbir Müslümanın malı, kendi gönül rızâsı bulunmadan helâl olmaz" (Ebû Dâvûd, Menâsik 56) hadisi tam bir uyum içinde aynı mânayı ifade etmektedirler.
Burada akla, 'sünnetin Kur'ân'a verdiği destek ve teyid, Kur'ân için bir kıymet ifade eder mi?' şeklinde bir soru takılabiir. Bu husus, Sünnet ile Kur'ân arasındaki kaynak birliğinden doğan bir uyumu göstermesi yönüyle ele alınmalıdır. Kur'ân için değilse bile, Kur'ân'ın muhatapları açısından sünnetin teyid ve te'kidi elbette büyük bir anlam ifade eder. Buradaki beraberlik, diğer noktalardaki birlikteliğin ve uyumun göstergesi olarak kabul edilmelidir.