Hayatın ilâhî irâde doğrultusunda şekillenmesi konusunda Sünnet, Kur'ân ile birlikte hemen onun yanıbaşında birinci dereceden bir görev üstlenmiş bulunmaktadır. Bunun böyle olduğunu hem Peygamber'e itaati emreden Kur'ân-ı Kerîm, hem de Hz. Peygamber'in bizzat kendisi ifade ve ilân etmektedir.
Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyrulmaktadır:
"Peygamber size ne verirse onu alın, neyi yasaklarsa ondan da kaçının!" [Haşr, 71]
"De ki: ALLÂH'ı seviyorsanız, bana uyunuz ki, ALLÂH da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın" [Âl-i İmrân, 31].
"ALLÂH'a ve kıyamet gününe kavuşacağını uman sizler için ALLÂH'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır" [Ahzâb, 21].
"ALLÂH'a ve Resûlü'ne inanıyorsanız, anlaşmazlığa düştüğünüz konuları ALLÂH'a ve Resûlü'ne arz ediniz!" [Nisâ, 59].
"Hayır, Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem tayin edip verdiğin hükmü, içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan kabul edip teslim olmadıkları sürece tam mü'min olamazlar" [Nisâ, 65].
"Gerçekten sen, doğru yola, ALLÂH'ın yoluna çağırıyorsun" [Şûra, 52].
"Peygamber'in emrine muhalefet edenler, fitneye ya da can yakıcı bir azâba uğramaktan çekinsinler" [Nûr, 63].
"Kim Peygamber'e itaat ederse, ALLÂH'a itaat etmiş olur" [Nisâ, 80]
Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır:
"...Kim benim sünnetimden (yaşama tarzımdan) yüz çevirirse benden değildir" (Buhârî, Nikâh 1; Müslim, Nikâh 5).
"Dinin elden çıkışı sünnetin terkiyle başlar. Halat nasıl lif lif kopup parçalanırsa, din de sünnetin birer birer terkiyle ortadan kalkar" (Dârimî, Mukaddime 16).