Ne tuhaf, insanlar ölüyor, bedenleri toprak altında çürüyor ama seni yaralayan zehirli sesleri ölümsüzlüğe erişip hayatın boyunca kalbinde ve kulağında kalıyor.
Kıyametin bir müziği olsaydı keşke” dedim kendi kendime; gökyüzü üzerimize yıkılırken ve biz tam ortasından bir mezar gibi açılan toprağın içine yuvarlanırken gözlerimizi kapatıp ölümün şiddetinden biraz olsun kaçabilmek için kendimizi müziğe bırakırdık. Hiçliğimizin bir değeri varsa onu görkemli bir şarkıyla taçlandırırdık. Belki hepimizin ayrı ayrı veda şarkıları olurdu; kimisi hüzünlü kimisi neşeli, gururlu, umursamaz yahut kırgınlıklarla kaplı.
Ümit etmemek aptalca, diye düşündü. Üstelik bunun günah olduğuna inanıyorum. Günahı düşünme şimdi, diye düşündü. Günah olmadan da epey sorun var. Hem hiç de aklım ermez buna.
Yaşamın, çatışma olacak - kendinle ve bütün ötekilerle çatışmalar yaşaman...
Yaşam, kendiyle çatışmadır - çarpışma, savaşma: ki, sonunda da, tabiî, kaybetmektir - savaşı da, kendini de...