Kitap okumak yaşamaktan daha kolaydır."
Henri Frederic Blanc - Uyku İmparatorluğu
Kitap Kardeşliği etkinliğimizin 6.ayı :) Arada istenmeyen sorunlar olsa da ,ki bu her etkinlikte olan sorunlar, sizler sayesinde cok güzel bir is başarmış oluyoruz, vermenin hazzı hem bizi yaşatır hem de hayatı daha yaşanılır kılar.
Etkinliği başlatmamızın amacı birbirimize umut aşılamak, iyiyi güzeli yaymak, mutluğu çoğaltmak idi. Ve ben beraber bunu başardığımıza inanıyorum. Etkinlik sayesinde kurulan arkadaşlıklar bu etkinliği daha anlamlı kılıyor, sevgiyle, umutla var olun :)
Daha önceki etkinliklere katılmış olanlar zaten tecrübeli sayılırlar, şöyle ki etkinliğe katılmak isteyen arkadaşlar arasında kura ile bir eşleştirme gerçekleştireceğiz ve bu kura sonucu eşleşen kişiler birbirine kitap gönderecek. Kitap paylaşımındaki kriterler eşlere kalmış bir şeydir.Elinizde bulunan kitaplardan gönderebilirsiniz, yani illa yeni kitap almanız gerekmiyor. Şimdi arkadaşlar katılmak isteyen arkadaşların bu iletinin altına " katılmak istiyorum" diye yorum yapmaları yeterlidir.
Önemli Not: Yorum attıktan sonra, yorumu silenlerin mesaj ile bana bildirmeleri rica olunur.
Not: Eşleşmeleri Pazartesi 20:00da açıklayacağız.
Not2: Bu iletiyi paylaşarak daha çok kişiye ulaşmasını sağlayabiliriz.
Barok dönemin tipik bir sloganı vardı: "Carpe Diem" Yani "Gününü gün et!" Yine çok söylenen bir başka latince söz de şuydu: "Memento Mori" Bunun anlamı da "Öleceğini unutma!"
Kör Baykuş
Bu aralar sıkça karşıma çıkan Kör Baykuş gerçekten muhteşem yoğun bir kitaptı.İlk defa bir kitabı bu kadar sindire sindire okudum. Nasıl bir psikoloji nasıl bir karanlık iç. Gerçek bunalım böyle yaşanır dedirtiyor okura.
Sadık Hidayet, İran kültürünü yükseltmeye çalışan,Doğu'nun Batı karşısında ezilişini yok etmek için çabalayan, fakat ülkesinden bir hayli dışlanan biridir. Yazarı anlatmak bu kadar kısa bir ifadeyle mümkün değil elbet.Kitabı okudukça ve biraz da araştırma yapınca hayretle anlıyorsunuz çoğu şeyi.
Kitapta olaylar uçuk,zaman ve mekan uçuk daha doğrusu yok. Karakterler ise tekrarlanan betimlemeler sonucu tek bir kişide birleşiyor. Her şey birbiriyle kaynaşmış. Yazar kendini yiyip bitirmiş.Bir karanlık odası var bir de karanlık gölgesi... Odasındaki o yağ lambasının duvara yansıyan gölgesini ve zihnindekileri gözetliyor. Hatta yazma nedenini de "kendisini gölgesine tanıtmak" isteği olarak ifade ediyor.Her yere aynı görüntüyü çiziyor ve her yerde aynı görüntüyü canlandırıyor zihninde. Testi üzerinde, perde motiflerinde hep aynı görüntü canlanıyor zihninde. Bir de şu var ; Yazar sıklıkla 'zaman' kavramını oturtmamak için "Üç aydan beri,hayır iki ay ve dört gün var ki" veya "iki ay önceydi,hayır doğrusu iki ay ve dört gün önce" gibi zaman belirlemesinde bulunuyor. Böylece okur olayları sıraya koyamıyor.
Bu arada Sadık Hidayet,romanında devamlı 'aşağılık adamlar' sözünü kullanırken merak ediyordum kim bu aşağılıklar diye. Kitabın sonunda öğrendim ki ; Kadılar,Müftüler,Zabıtalar,Filozoflar.. Ve yine kitabın sonunda Sadık Hidayet'in, klasik müzik dinlemeyi seven,içinde fazlasıyla insan ve hayvan sevgisi olan ve oldukça hassas bir kişiliğe sahip olduğunu anlıyoruz. Böyle bir insanın nasıl böyle bir roman yazacak kadar karamsarlığa düştüğünü görünce
BU SİTEDE ÖĞRENDİKLERİM
1.Yüzünü görmediğiniz birçok insanla kitaplar sayesinde çok sıkı dostluklar kurabileceğimi...
2. Türkiye’de okuyan kitlenin aslında bir hayli fazla olduğunu...
3.Sitede, arkadaşlarınızın okuduğu kitapları gördükçe içinizdeki okuma aşkının artacağını...
4.Kendi şehrinizde kurulacak ya da kurulmuş okuma gruplarına katılarak sitedeki dostluklarınızı daha fazla arttırabileceğinizi...
5.Çoğunlukla edebiyatın, kitapların konuşulduğu bir platformun varlığının uzun yıllar sürebileceğini...
6.Bir sürü yeni yazar ve kitapla tanışabileceğimi...
7.Bir sürü arkadaş toplanıp bir hikaye yazmaya kalktığınızda ortaya güzel şeylerin çıkabileceğini...
8.Yapılan etkinlikler sayesinde sevdiğiniz bir yazarın topluca okunabileceğini...
9.Yüzüklerin Efendisini kötülerseniz fanlarının gazabına uğrayabileceğinizi :)