Önceleki hafta Ozalee, Jungle Time’da Gody’nin ormanda meyve kıtlığı ihtimalinden çekindiğini duyurarak hafif bir panik rüzgarı estirmişti. Artık herkese yetecek meyve bulunmayacağı kesin, demişti. Bunun üzerine herkes meyve depolamak için elinden geldiğince toplamaya girişmiş ve meyvelerin eksildiği hızla saptanmıştı. Elianta ise öngörünün kendi kendine gerçekleştirdiğini hemen anladığından herkesi yatıştırmayı denemişti. Bir sürü çocuğu yanına alarak iki gün boyunca geziye çıkmış ve çok büyük miktarlarda muz, ananas, papaya ve marakuja getirip köylülere vermişti. Korkunun haksız olduğunu, ormanın bolca yiyecek sunduğunu kanıtlamak istiyordu. Fakat bir türlü yatışmayan insanlar getirdiklerinin üstüne çullanmış ve birkaç dakika içinde hepsini silip süpürmüşlerdi. Jungle Time’da Ozalee hırsızlık risklerinden söz edince artık herkes kulübesinin kapısını sarmaşıklarla kapatmaya özen gösterir olmuştu.
Haftalar geçmişti ama kendine gelmekte güçlük çekiyordu. Eskiden yaşamın her anının tadını çıkarırken şimdi geçmişi sürekli kafasında evirip çeviriyor ya da daha umutlu olacağını umduğu bir gelecek hayaline kaçmaya çalışıyordu.
“Herkese yetecek kadar şeyleri olmadığına, hayatın bireysel bir mücadele olduğuna, yalnızca en başarılıların hayatta kalabileceğine, dahası yalnızca en başarılıların mutlu olabileceğine onları inandırmak gerekir. En güçlüler, en hızlılar, en zekiler… en güzeller…”
“Doğrusu da bu değil mi zaten?”
“Darwin bizi buna inandırdı. Ama Darwin yanılıyordu…”