Ynsmr

Ama yine de yıllar içinde kendisiyle ilgili küçük zaferler kazanmış, kendi imgesini, tanınma arzusunu, haklı olma ihtiyacını adım adım önemsemez hale gelmiş, başkalarının haksız eleştirilerine ya da kötülüklerine tepki göstermekten vazgeçmiş, pişmanlıklarını geride bırakmayı, kendini terk etmenin hoşnutluğunu sık sık yaşadığı melankolinin hareketli kumlarına benzeyen geçmiş mutluluklar nostaljisinden vazgeçmeyi yavaş yavaş öğrenmişti. Hatta arzuların çemberinden -ancak birazcık- kurtulmayı bile başarmış, zaten sahip olduğu şeyden başka hiçbir şeyi arzulamadan, yaşamın her anından, ilişkilerinden, çalışmalarından daha fazla zevk almayı öğrenmişti…
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sandro, Krakus’un yardımıyla onları bu Büyük Bütün’den koparmayı, tecrit etmeyi, ister insan olsun ister hayvan ya da bitki, yaşayan bütün varlıkları birleştiren görünmez bağa olan inançlarını yıkmayı başaracağını düşündü. Onları tamamen bireyci bir yaşamın boşluğuyla karşı karşıya bırakacaktı. Bu saçmalık uçurumu karşısında anlamdan yoksun bir varoluşun baş dönmesini hissedeceklerdi. İçlerinde ölüm korkusu belirdiğinde kendi yaşamlarını tamamen ıskalamaları için onları oyalamacalara boğmak yeterli olurdu.
Bakın burası çok önemli!
Bu lanet olası yerlilerin böyle dertleri yoktu… Kendilerini de içine alarak her şeyi aşan bir bütünün parçası olduklarını gördüklerinden, ruhlarının daima evrenin bir parçası olduğuna ikna olduklarından ölümü bile kabulleniyorlardı. Soğukkanlılıkları, kaygısızlıkları, hayata güvenleri bundan kaynaklanıyordu…
Balıklara kabahat bulur yine de insan!
İşin özünü kavrayan Pascal şöyle demişti: “İnsan kendini tamamen fiziksel, entelektüel ya da duygusal, her türden meşguliyete adamaya ihtiyaç duyar çünkü kendini, yaşamını, varlığının amacını sorgulamaktan, ölümle ve cevabın katlanılmaz yokluğuyla karşı karşıya gelmekten ne pahasına olursa olsun kaçınmak ister…” Mesleki görevlere kendini adamaktan zevk alemine kendini bırakmaya dek her türlü eğlence biçiminden geçen insan, unutmak için, kendini unutmak için her şeyi yapıyordu…
“Şu kusursuzluğu görüyor musun? Her yaprak hayranlık verici bir düzene göre dizilmiş. Ormanı tanımayanlar burada kaosun hakim olduğunu sanır. İşaretleri ve yasaları bilmedikleri için. Aslında burada hayat olağanüstü bir şekilde örgütlüdür. Her bitki yerli yerinde durur. Bir arada kusursuz bir uyum sergiler. Ormanla bütünleşirsen bu büyülü dengeyi kendi içinde hissedersin…”