Ama yine de yıllar içinde kendisiyle ilgili küçük zaferler kazanmış, kendi imgesini, tanınma arzusunu, haklı olma ihtiyacını adım adım önemsemez hale gelmiş, başkalarının haksız eleştirilerine ya da kötülüklerine tepki göstermekten vazgeçmiş, pişmanlıklarını geride bırakmayı, kendini terk etmenin hoşnutluğunu sık sık yaşadığı melankolinin hareketli kumlarına benzeyen geçmiş mutluluklar nostaljisinden vazgeçmeyi yavaş yavaş öğrenmişti. Hatta arzuların çemberinden -ancak birazcık- kurtulmayı bile başarmış, zaten sahip olduğu şeyden başka hiçbir şeyi arzulamadan, yaşamın her anından, ilişkilerinden, çalışmalarından daha fazla zevk almayı öğrenmişti…