Ah, zengin olsaydım, servetimi saklasaydım, onlara vermemiş olsaydım, şimdi burada olurlardı, öpüşleriyle yanaklarımı yalarlardı. Bir konakta otururdum, güzel odalarım, uşaklarım olurdu; gözyaşı dökerlerdi başucumda, kocalarıyla, çocuklarıyla. Bütün bunlar benim olurdu. Şimdi hiç. Para her şeyi verir adama, kızlarını bile. Ah, param, param nerede? Bırakacak gömülerim olsaydı, yaralarımı sararlardı, bakarlardı bana; seslerini duyardım, yüzlerini görürdüm. Zengin olmak isterdim, o zaman görürdüm onları. İkisi de taş yürekli. Onları o kadar seviyordum ki onların da beni sevmesi olanaksızdı. Baba dediğin, her zaman zengin olmalı, birer huylu at gibi görmeli kızlarını, dizginlerini bırakmamalı. Bense onların önünde diz çöküyordum. Alçaklar, tam on yıldır nasıl davrandılar bana! Evliliklerinin ilk zamanlarında nasıl üzerime titrerlerdi!.. Her birine şöyle böyle sekiz yüz bin frank vermiştim, sert davranamazlardı bana, kocaları da davranamazdı. Kapılarını ardına kadar açıyorlardı. İki kızının her birine sekiz yüz biner frank veren adam üzerine titrenecek adamdır. Onlar da çevremde dört dönüyorlardı, ama param için elbette… Onları fazla sevmenin günahını iyice çektim.