Fikritema

Fikritema
@Fikritema
Instagram: Fikritema
27 okur puanı
Ağustos 2025 tarihinde katıldı
Katre-i Matem
8/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
Katre-i Matem İskender Pala İskender Pala’nın romanı ‘Katre-i Matem’, iç içe geçmiş kurgusal yapısıyla, konusuyla ve kelimelerin akışıyla etkileyici… Lale Devri’nden kesitler sunan romanın adı ‘Katre-i Matem’, ‘bir matem damlası’ demek… Roman, bilmece edasında iç içe kurgulanmış bölümlerden oluşuyor. Her bölümle ilişkilendirilmiş ‘derkenar’ yazıları ise romanı daha da güzelleştirmiş. İstanbul’da eski kitaplar için düzenlenen bir müzayedede satın aldığı Divan şiirlerinin derlendiği bir kitabın son bölümünde yer alan ‘66 Soruda Bir Cinayet’ başlıklı öyküyü günümüz Türkçesi ile yeniden yazan ve yayınlayan İskender Pala, öykü yazarının kitapta açık kimliğini belirtmediğini, belirtmekten de kaçındığını ve tüm araştırmalarına karşın Lale Devri’nde yaşadığını tahmin ettiği yazarla ilgili hiçbir bilgiye erişemediğinden bahsediyor romanın önsözünde. Roman, bir cinayet üzerinden Lale Devri gerçeklerini anlatıyor. Romanın ana karakteri Şahin… Şahin, evlendiği gecenin sabahında odanın her yerinin kanla kaplı olduğunu görüyor ve sevdiği kadın Nakşigül’ü ölmüş olarak buluyor. Esrarengiz bir cinayetin suçu, olayın ne olduğunu bir türlü anlayamayan ve derdini anlatamayan Şahin’in üzerine kalıyor. Tutuklanıp, zindana atılan Şahin’in denize atılmasına karar veriliyor, ancak şans eseri denizde oluşan sert lodos, Şahin’in kaçıp kurtulmasını sağlıyor. Kaçmayı başaran ve Macar bir doktorun kayığına binen Şahin, doktorun yüzünü değiştirme işlemi sayesinde yeni bir yüzle tanınmayacak hale geldikten sonra Nakşıgül’ü öldürenlerin peşine düşüyor. Roman, Şahin’in bu süreçte karşılaştığı zorluklar işe şekileniyor.
1000Kitap
Katre-i Matemİskender Pala · Kapı Yayınları · 202525,5bin okunma
Reklam
Stefan Zweig’in klasikleşmiş dört öyküsü: Mürebbiye
Puan vermedi
Bu kitap, Stefan Zweig’in klasikleşmiş dört öyküsünü kapsıyor. Kitaba adını veren ilk öykü, Mürebbiye… Diğer hikayeler ise ‘Yaz Novellası’, ‘Geç Ödenen Borç’ ile ‘Kadın ve Yeryüzü’ Dört öykünün de ana karakterleri kadınlar. Hepsinde de olay örgüsü, psikolojik çözümlemelere dayanarak oluşturulmuş. ‘Mürebbiye’ öyküsünün kahramanları, 12 ve 13 yaşlarındaki iki kız kardeş ve mürebbiye… İki kız kardeşin bakış açısıyla anlatılan öyküde; mürebbiye, ailenin yakını Otto ile yakınlaşıyor ve bu ilişki aristokrat aileden kabul görmeyince evden gönderiliyor. Yazar; bu öyküde masumiyeti, aşkı, etik kuralların keskinliğini ve toplumsal normların bağlayıcılığını iki kız kardeşin mürebbiyelerini koruma ve evden gönderilişini önleme çabasıyla anlatıyor. ‘Yaz Novellası’ öyküsün karakterleri; asil ve zengin yaşlı bir adam ve 16 yaşındaki genç bir kız… Yaz ayında tatil beldesi Cadenabbia’ya gelip bir otele yerleşen adam, otelde yemekte gördüğü genç kıza isimsiz mektuplar göndermeye başlıyor, bu mektupları okuyan genç kızı da yakından izleyen adam için bu bir süre sonra oyununa dönüşüyor. Bu hikaye, yine yazarın psikolojik analizlerini içeren cümlelerle şekilleniyor. ‘Geç Ödenen Borç’ öyküsünün karakterleri ise iki yakın çocukluk arkadaşı Margaret ve Ellen…. Öykü, Margaret’in yıllar sonra Ellen’e yazdığı mektubu konu alıyor. Margaret’in psikolojik buhrandan kurtulmak amacıyla yalnız geldiği otelde Ellen ile birlikte her ikisinin de çocukluk aşkı olan Peter Sturzentaler ile karşılaşıyor. Derbeder bir yaşam içerisinde olan Peter’e manevi borcunu onu çevresindekilere karşı yücelterek ödemeye çalışan Margaret, Ellen’e mektuplar yazarak yıllarca sakladığı sırrı da anlatıyor. ‘Kadın ve Yeryüzü’ ise, yazarın kadın ve erkeği tabiat ile eşleştirerek kurguyu oluşturduğu bir hikaye…. Adeta
MürebbiyeStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202132,8bin okunma
Aylardan Kasım, Günlerden Perşembe
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
Aylardan Kasım Günlerden Perşembe Ayşe Kulin Ayşe Kulin, yeni yayınlanan romanı ‘Aylardan Kasım, Günlerden Perşembe’ ile Mustafa Kemal Atatürk’ü kendinden aldığı ilhamla O’nun diliyle anlatıyor. Kitaptan bir alıntı (ki Atatürk’ün ileri görüşlülüğünü, yenilikçi ve devrimci yanını vurguluyor bu cümle) … İtibarını ve topraklarını savaşlarla kazanmış bir imparatorluk zaman içinde itibarını ve topraklarını sürekli kaybetmeye başlamışsa kalanı elde tutmak için ne yapılabilir, sorusuna ise bence verilebilecek tek bir cevap vardı: Rejimi değiştirmek!
Alıntı
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,413 okunma
Bekle Beni (Zülfü Livaneli)
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Zülfü Livaneli, bu romanı ‘fırtınalarda yitip giden ve parçalanan ailelere adamış’. Yakın tarihimizden, 68 kuşağının dramını yaşamış bir ailenin -Selim, Leyla ve kızları Zeynep’in- öyküsü… Zülfü Livaneli, kitabın son sözünde; kendi hayatından da izler taşıyan bu kitabının, 12 Eylül döneminde ağır bedeller ödeyen ve dönemin fırtınasında yitip giden aydın insanlara da bir saygı duruşu olarak algılanması gerektiğini vurguluyor. Kitaptan bir alıntı; … Anonimleştirme, belki de tüm dünyada geçerli tek yönetim şekliydi; seni kendi kimliğinden soyup kalabalığa, o kalabalığın içinde bir yüzsüzlüğe mahkum ediyordu. Oysa o tekti. Diğer insanlardan daha iyi, daha kötü, daha çirkin, daha güzel, başarılı ya da başarısız her şey olabilirdi; ama ne olursa olsun farklıydı, benzersizdi. Düşünceleri, duyguları yalnızca kendisine aitti, kimse alamazdı, çalınamazdı, ruhu onundu. İşte tam da bunu onun elinden çekip almaya çalışıyorlardı. Onun varoluşunu çalmak istiyorlardı, benliğini yok etmek! Bekle Beni Zülfü Livaneli
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,1bin okunma
Özgürlüğü Yazmak (Simone de Beauvoir)
Puan vermedi
Özgürlüğü Yazmak Simone de Beauvoir “Özgürlük” kelimesi, 8 harflik dev bir kavram… Özgürlüğe dair sözlerimiz, Adem’den Havva’dan bu yana bitmedi, bitmeyecek. Richard Bach’ın “Uçmak bir martının en doğal hakkı, özgürlükse varoluşun vazgeçilmez bir parçası” diyerek tanımladığı özgürlük, varoluşumuzun en doğasına en doğal hakkımız. “Özgürlük, ne pahasına olursa olsun hiç bir zaman pahalı değildir. O, hayatın nefesidir. İnsan, yaşamak için neler feda etmez!” M. Gandhi’ye katılmamak mümkün mü? Aynı şekilde “Tutsaklığın, insan kalbine yerleştiğine inananlar yanılırlar. Vücut, bir efendinin emri altına girebilir, hatta onun malı olabilir, ama dimağlar özgürdür. O, hiçbir kayıt ve şart taşımaz, içinde tutuklandığı duvarlar bile onu kapatamaz.” diyen Seneca, özgürlüğün gücünü de vurgulamış olmuyor muydu? Görmüş olduğunuz gibi Adem’den Havva’dan bugüne “özgürlük” insanlık için önemli bir değer. Kadınların özgürlük çabaları ise, yakın tarihimize dek “eşitlik” kavramıyla eşgüdümlü bir yol izliyor. Kadın özgürlüğünü ve eşitliğini “feministlik kuramı” ile açıklayan Simone de Beauvoir, özgürlük koşucularının başında geliyor. İşte bu dirençli, özgürlük ve eşitlik tutkusuyla dolu Amazon yürekli kadının hayat hikayesini konu alan “Özgürlüğü Yazmak” adlı kitabından söz etmek istiyorum sizlere… Jacques Deguy ve Sylvie Le Bon de Beauvoir tarafından kaleme alınan “Özgürlüğü Yazmak”; geleneksel normları reddeden, özgürlük savaşçısı ve feminist Simone de Beauvoir’in hayatını anlatan biyografik bir kitap. Kitapta yazarın hayatının yanı sıra eserlerinden alıntılar ve fotoğraflar da yer alıyor. Kitabın yazarlarından Sylvie Le Bon de Beauvoir’in, Simone de Beauvoir’in evlat edindiği manevi kızı olduğunu da özellikle belirtmek isterim. “Yaşamım kendime anlattıkça gerçek hale gelecek güzel bir masal.” diyen
Özgürlüğü YazmakSylvie Le Bon De Beauvoir · Yapı Kredi Yayınları · 201772 okunma
Reklam