Sözcüklerin yolunu izlemek yerine, kendimizi ilaçlara başvurmuş, yiyeceklerle, sigarayla, seksle veya alkolle rahatlatır veya anlamsız aktivitelerle kendimizi oyalar halde bulabiliriz. Kişisel deneyimlerimizden bildiğimiz üzere, bu yolların her zaman bir sonu vardır. Asla gitmemiz gereken yere bizi götürmezler..
Kullandığımız çekirdek dilin ekmek kırıntılarının etrafımızı sardığını fark etmeyiz.
Bunlar sesli söylediğimiz sözcüklerde ve sessizlikte söylenen cümlelerde yaşarlar.
Tıpkı bir saatin alarmı gibi aklımızdan devamlı olarak geçen sözcüklerde yaşarlar.
Ancak bunların bizi nereye götürdüğünü görmek yerine, bu sözcüklerin içimizde yarattığı trans hali tarafından paralize olmuş duruma gelebiliriz..