Fırat Dağ

Puan vermedi·92 syf.··
2025 12. kitabı
İnsan mutsuz ve sıkıntı içindeyken aslında büyük bir fırsatlar dönemindedir. Çünkü bu süreç, yaşamı daha derinden anlamanın kapısını aralar. Peki bu sıkıntı ve mutsuzluk duygusu nereden gelir? İşte asıl önemli olan, bu kaynağı kavrayabilmektir. Zira o anı anladığımızda, yaşanan deneyimden feyz alabilir ve bir sonraki sıkıntılı döneme daha tecrübeli, daha bilinçli bir bakış açısıyla yaklaşabiliriz. Hayatta en önemli olan şey sürekli mutlu olmak değildir; asıl değerli olan, mutsuzluğu anlamaktır. Çünkü mutsuzluk doğru okunduğunda insanı olgunlaştırır, düşüncelerine filozofça bir derinlik kazandırır. Dahası, herkes sadece mutlu olsaydı, mutlaka bir noktada mutsuzluğun nasıl bir duygu olduğunu merak ederdi. Bu da gösteriyor ki, mutsuzluk da insan deneyiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Özellikle en kötü durumda, hatta intihar düşüncelerinin kıyısında olan bir birey, eğer bu duyguyu bir anlam arayışına dönüştürebilirse, hayatın aslında o kadar da zor olmadığını fark eder. Böylece, yaşadığı süreçten güç alır ve hayata daha sağlam bir şekilde tutunur.
Mutsuz OlmakWilhelm Schmid · İletişim Yayınevi · 20206,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·100 syf.··
2025 10. kitabı
Wilhelm Schmid’in "Sakin Olmak" Kitabı Üzerine Bir Değerlendirme Wilhelm Schmid'in "Sakin Olmak" kitabı, yaşamı hem psikolojik hem de felsefi bir perspektiften ele alan derinlikli bir eser. İlk okumamı üniversite yıllarımda, 2016'da yapmıştım ve bu ikinci okumamda bile kitaptan hala yeni anlamlar çıkarıyorum. Schmid, adeta okuyucuyu geçmişine anlamlı ve olumlu bir gözle bakmaya yönlendirirken, geleceğe dair de yol gösteren felsefi ve psikolojik bir yaklaşım sunuyor. Yazarın üslubu, ilk kez okuyanlar için bile kolayca anlaşılır. Kitapta, en çok dikkatimi çeken ve beni düşündüren kısım, ölüm ve sonsuzluk üzerine olan bölümler oldu. Schmid, ruhun ölümden sonra başka bir bedene geçerek evrenin sonsuz döngüsünde varlığını sürdürdüğü yönündeki iddialı düşüncesiyle okuyucuyu derinden sarsıyor. Bu, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken güçlü bir argüman. Wilhelm Schmid'in yazdığı diğer kitaplarını da okudum ve hepsini büyük bir beğeniyle bitirdim. Kendisini "Sakin Olmak" kitabı üzerinden tanıyan herkesin, diğer eserlerini de okumasını kesinlikle tavsiye ederim.
Sakin OlmakWilhelm Schmid · İletişim Yayıncılık · 20241,580 okunma
Puan vermedi
Her şey bir pilotun uçağının Afrika’da ansızın arızalanmasıyla başlıyor. O ıssız çölde, beklenmedik şekilde karşısına çıkan küçük bir çocuk, bu hikâyeyi başlatıyor. Küçük Prens… Adı yok ama tüm dünyada böyle anılıyor. İlk başta masum bir çocuk gibi görünse de, çok geçmeden onun zekâsı, duygusal derinliği ve hayal gücüyle bambaşka biri olduğunu anlıyorsunuz. Gezegenler arasında yaptığı yolculuklarla tanıyoruz onu. Her gezegen, her karakter ayrı bir düşünceyi temsil ediyor. Bu yönüyle sadece bir çocuğun hayal gücü değil, aynı zamanda biz yetişkinlerin dünyasına da güçlü bir eleştiri sunuyor. Bir kral, bir kendini beğenmiş adam, bir sarhoş, bir iş adamı, bir coğrafyacı… Hepsi büyüdükçe kaybettiklerimizin birer temsili adeta. Küçük Prens ise bu karmaşanın ortasında, tertemiz bir kalbin, pırıl pırıl bir ruhun sesi oluyor. Kitap yüzeysel bakıldığında bir çocuğun masalı gibi görülebilir. Ama dikkatli okunduğunda, onun aslında katıksız, arı duru bir filozof olduğunu fark ediyorsunuz. Konuştukça, düşündükçe, sorular sordukça büyüyor gözünüzde. İçindeki duygularla, zekâsıyla, kendine has bakışıyla pilota da okura da şaşkınlık veriyor. Ben bu kitabı okuduğumda şunu fark ettim: – Küçük Prens çok zeki bir çocuk. – Her gezegende farklı düşünceler ve farklı senaryolar var. Bu da çocukluğun hayal dünyasının ne kadar elzem ve güçlü olduğunu gösteriyor. – Bu kitap aslında çocuklardan çok, olgunlara hitap ediyor. Çünkü büyüdükçe unuttuklarımızı yeniden hatırlatıyor. Bana göre Küçük Prens, kayda alınması gereken bir çocuk. Herkesin okuması ve anlaması gereken biri. Belki biz yetişkinler, bu kitabı içtenlikle okursak, çocukları daha iyi anlarız. Belki de onlara daha anlayışlı, daha sevgi dolu bir şekilde yaklaşırız. Kısacası bu kitap, sadece çocuklar için değil. Hatta her çocuk sahibi
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Else Yayıncılık · 2024280bin okunma
Dava – Franz Kafka | İnceleme
Puan vermedi·224 syf.··
2025 8. kitabı
Bir sabah, kahvaltısını beklerken kendini bir davanın içinde bulan bir adam…” Josef K.’nın hikâyesi, tam da böyle başlıyor. Ne bir suç var ortada, ne de bir açıklama. Sadece belirsizlik, sessizlik ve absürt bir adalet sistemi. Franz Kafka, Dava adlı bu eserinde bizlere yalnızca bir bireyin hukuk sistemindeki mücadelesini değil, aynı zamanda modern insanın varoluş sancısını ve çaresizliğini anlatıyor. K. aslında sıradan bir insan. Bankada çalışan, görevini yerine getiren, kendince düzgün yaşamaya çalışan biri. Belki zaafları da var – özellikle kadınlara karşı duyduğu ilgisi – ama özünde onurlu bir hayat sürmeye çalışan biri. Belki de tek suçu bu; yani “fazla iyi” olmak. K.’nın davası ilerledikçe, işler daha da tuhaflaşır. Amcası ona bir avukat bulur ama bu avukat da sistemi kendi çıkarına kullanır. K. ise en sonunda bu yapay yardımları geride bırakıp kendi yolunu çizmek ister. Hayatının her alanında – iş yerinde, sosyal çevresinde, hatta özel ilişkilerinde bile – sürekli olarak bir dirençle karşılaşır. Kitabın en sarsıcı yanlarından biri de rahip ile olan karşılaşmadır. “Ben yargıcım,” diyen rahip, sistemin artık sadece mahkeme salonlarında değil, ruhani alanlarda bile ne kadar derinlere işlediğini gösterir. Ve sonunda… Her şey unutulmuş gibi görünürken, yine bir sabah K.’nın kapısı çalınır. Yine belirsizlik, yine sessizlik. Kaçmak ister, bir umut… ama sonunda kalbine indirilen bir bıçakla hayatı son bulur. Kafka burada bir sona değil, belki de bir başlangıca işaret eder: Her insanın kendi “davası” vardır. Ve bu dava, çoğu zaman ne suça ne savunmaya ne de adalete ihtiyaç duyar. Sadece var olmak bile yargılanmak için yeterlidir. Bu kitabı okurken en çok şunu hissettim: İnsan bazen sadece yaşadığı için suçlu ilan edilir. Ve buna rağmen, onurlu durmaya çalışmak,
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,9bin okunma
Gabriel García Márquez – Yüzyıllık Yalnızlık
Puan vermedi·464 syf.··
2025 7. kitabı
Gabriel García Márquez’in başyapıtı Yüzyıllık Yalnızlık, büyülü gerçekçiliğin en çarpıcı örneklerinden biri. Roman, Buendía ailesinin yedi kuşak boyunca süregelen çalkantılı hayatını, zaman döngüselliği içinde anlatıyor. Kitabı okumaya başlamadan önce, ilk sayfalardaki soy ağacını dikkatlice incelemek önemli; çünkü birbirine benzeyen isimler ve karmaşık karakter ilişkileri, hikâyeyi takip etmeyi zorlaştırabilir. Romanın en çarpıcı temalarından biri, tutkunun ve şehvetin zamanla insan doğasını aşındırarak hayvanî bir noktaya evrilmesi. Aile içindeki yasak ilişkiler, fiziksel ve ruhsal bir yozlaşmaya sebep olurken, nihayetinde domuz kuyruğuyla doğan bir çocukla sonuçlanıyor. Buendía ailesinin kaderi, kendi içlerine kapanmışlıkları ve hatalarından ders alamamalarıyla şekilleniyor. Özellikle Jose Arcadio ve Albay Aureliano’nun zalimliği, toplumlarına karşı acımasız tavırları ve onların izinden giden çocukları, ailenin kaçınılmaz sonunu hızlandırıyor. Romanda öne çıkan en güçlü karakterlerden biri Ursula. O, aileyi ayakta tutmaya çalışan, doğruları savunan ve çocuklarını daha iyi bir geleceğe yönlendirmeye çabalayan bir figür. Ancak kader, onun çabalarını çoğu zaman boşa çıkarıyor. Sonuç olarak Yüzyıllık Yalnızlık, yalnızlık, kader, tarih ve insan doğasının iç içe geçtiği, etkileyici ve sarsıcı bir eser. Márquez’in büyülü gerçekçiliği, kitabın her satırında kendini hissettiriyor ve okuru adeta Macondo’nun içine çekiyor. Kesinlikle dikkat ve sabır gerektiren, ama bir o kadar da unutulmaz bir roman.
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,5bin okunma
Reklam