Firdevs Çelik Öztayşi

Firdevs Çelik Öztayşi
@Firdevscelik
Çay,kahve ve de kitaplar
Erzurum
52 okur puanı
Mart 2016 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

Firdevs Çelik Öztayşi

, bir kitabı okumaya başladı
Albert Camus
7.9/10 · 19,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·293 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 23:05
Hamnet’i okurken insan kendini sadece bir okur gibi hissetmiyor. Yazarın kurduğu atmosfer o kadar güçlü, detaylar o kadar canlı ki, yer yer kendinizi Agnes’ın yanında, Judith’in başucunda beklerken buluyorsunuz. O veba bulutu kasabanın üzerine çöktüğünde, odadaki o ağır ve çaresiz havayı soluyor; iki çocuktan hangisinin öleceğini bilemeyen bir annenin göğsündeki o sıkışmayı kendi kalbinizde hissediyorsunuz. Kitabın en büyük başarısı da tam olarak burada yatıyor: Sizi mesafeli bir gözlemci yapmıyor, acının tam ortasına bizzat bırakıyor. Yaşanan evlat acısı, sayfaların arasından sızıp okurun ruhuna dokunan, yer yer nefes kesen derin bir sızıya dönüşüyor. Romanın kalbi şüphesiz Agnes. Doğayı, bitkileri, insanların ruhundaki gizli kıvrımları sezen bu sıra dışı kadın, hayatı boyunca her şeye şifa bulabilirken ölüm karşısında çaresiz kalmanın en ağır kırılmasını yaşıyor. O’Farrell, Agnes’ın yasını o kadar çıplak ve dürüst anlatıyor ki, bir annenin çocuğunun kıyafetlerine sarılışını, onun yokluğuyla her gün yeniden yıkılışını okurken duyulan o derin acı, evrensel bir insanlık trajedisine dönüşüyor. Londra’da bir tiyatro sahnesinde yankılanan o deha, kasabadaki bu sessiz ve devasa yasın yanında adeta küçülüyor. Kitabın son bölümlerine doğru ilerledikçe okur olarak hissettiğimiz o ağır hüzün, Londra’daki The Globe Tiyatrosu’nun ahşap zemininde muazzam bir katarsise (arınmaya) ulaşıyor. Agnes ile birlikte sahne kenarına tutunup oyunu izlerken, edebiyat tarihinin en büyük trajedilerinden biri olan Hamlet’in aslında ne için yazıldığını keşfediyoruz. O’Farrell’ın paylaştığı o muhteşem final sahnelerinde anlıyoruz ki; ortada ne bir saygısızlık var ne de hatırayı kirletme çabası. Karşımızdaki şey, suçluluk duygusuyla ve evlat sevgisiyle kavrulan bir babanın, sanat aracılığıyla
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma
9/10
·293 syf.··
Beğendi
·
10 günde okudu
·
2026 2. kitabı
Maggie O'Farrell
8.4/10 · 9,3bin okunma
Şimdiyse kalabalığın en önünde, sahnenin kıyısında; iki eliyle birden sahnenin ahşap kenarına yapışmış. Hamlet'i, yaşasa olacağı haliyle onun Hamlet'i ile kocasının ellerine, kocasının sakalına sahip, kocasının sesiyle konuşan hayalet, bir ya da iki kol boyu ötesinde. Orada olduğunu görmelerini ister gibi, üçünün arasındaki havayı hissetmeye çalışır, oyuncularla seyirci arasındaki, gerçek hayatla oyun arasındaki sınırı delmeyi ister gibi elini uzatıyor. Sahneden çıkmaya hazırlanan hayalet başını ona çeviriyor. Son sözlerini söylerken dosdoğru Agnes'a, Agnes'ın gözlerine bakıyor: "Sakın beni unutma."
Sayfa 293·Kitabı okudu
Kocası bir çeşit simya yaratmış. Bu çocuğu bulup ona talimatlar vermiş, nasıl konuşacağını, nasıl duracağını, çenesini o şekilde, sonra bu şekilde nasıl kaldıracağını göstermiş. Provalar yaptırıp her şeyi ezberleterek çocuğu bu işe hazırlamış. Söyleyeceği ve işiteceği sözleri o yazmış. Agnes o provaları, kocasının çocuğu bu kadar kusursuz ve eksiksiz bir şekilde nasıl hazırlamış olabileceğini; çocuk işi becerdiğinde, ilk kez onun gibi yürüdüğünde, başını Agnes'ın kalbini paralayacak şekilde ilk kez çevirdiğinde neler hissetmiş olabileceğini hayal etmeye çalışıyor. Ceketini sakın ilikleme, bağları açık kalsın, botların da boyanmamış olmalı, saçlarını ıslat ki şurası aynı bu şekilde dik dik dursun, demek zorunda kalmış mıdır acaba? Oradaki, o sahnedeki Hamlet iki kişi: yaşayan genç adam ve ölmüş baba. Hem hayatta hem de ölü. Kocası yapabileceği tek şekilde, oğullarını hayata döndürmüş. Hayalet konuşurken, Agnes kocasının bunu yazarak, hayalet rolünü bizzat oynayarak oğluyla yer değiştirdiğini görüyor. Oğlunu hayata döndürüp kendisi ölmüş; ölümün onu pençeleri arasına almasına izin verip oğlunun hayatını kurtarmış. "Ne korkunç şey! Ne korkunç! Ne korkunç!" diye mırıldanıyor kocası hayaletin sesiyle, ölürken çektiği acıyı hatırlayarak. Kocasının her babanın yapmak isteyeceği şeyi yaptığını, oğlunun yerine acı çektiğini, onun yerine geçtiğini, oğlu yaşasın diye onun yerine kendini feda ettiğini görüyor Agnes. Bunları sonradan, oyun bittikten, son sessizlik çöktükten, ölüler yerlerinden fırlayıp sahnenin ön tarafındaki diğer oyunculara katıldıktan sonra kocasına da söyleyecek. Kocasıyla çocuk el ele tutuşup bir alkış sağanağının karşısında üst üste reveranslar yaptıktan sonra. Sahne bomboş kaldıktan, mazgallı siperler, mezarlık, kale ortadan kalktıktan sonra. Kocası
Sayfa 292·Kitabı okudu