Madame de Prie unutuldu: kendisi de olsa yabancı birinin yazgısını aynen öyle unuturdu. Onun tuhaf ölümüne Fransa'da gösterilen ilgi uzun sürmemis, unutulmaz bir komedi oynamak için gösterdiği çaresiz çaba boşa gitmişti. Özlemini duyduğu şan, ölümüyle zorla elde etmek istedigi ölümsüzlük, adının yanından teğet geçmişti: Yazgısı, önemsiz olayların tozuyla dumanının altında kalmıştı. Çünkü insanlık tarihi davetsiz misafirleri sevmezdi; kahramanlarını kendi seçer, ne kadar usandırıcı bir çabaya girerlerse girsinler hakkı olmayanları acımasızca geri çevirirdi; talihi ilerlemekte olan arabasından bir kez düşen kişi, arabaya bir daha yetişemezdi. Madame de Prie'nin garip ölümünden, gerçek yaşamından ve sahtece tasarlanmış hilekârlığından geriye herhangi bir anı kitabındaki birkaç kuru satır kalmıştı yalnızca; ezilmiş bir çiçekten yitip gitmiş baharının mis kokulu mucizesi nasıl anlaşılmazsa, Madame de Prie'nin tarih olmuş yazgısının tutkulu. coşkusu da sezilmiyordu bu satırlardan.
Ölüm denen şey kolay geldi ona, hatta ölürken gülümseyebiliyordu insan, gerçekten, denedi, hem de pek güzel gülümseyebiliyordu ve ölüm geldiğinde güzel ve huzurlu, doğaüstü mutlulukla ışıldayan bir yüze sahip olmak hiç de güç değildi. Gerçekten, öldükten sonra bile mutluluk komedisi oynanabilirdi, bunu daha önce bilmiyordu. Her şey, insanlar, dünya, ölüm ve yaşam ona bir anda müthiş eğlenceli geldi, öyle ki hoppa dudaklarındaki yapay gülümsemesi bir anda bilinçsizce gerçek oluverdi. Karşısında bir ayna varmış gibi doğruldu, ölümü bekledi ve gülümsedi, gülümsedi, gülümsedi.
Konuklardan biri, "Ne varmış 7 Ekim'de?" diye öylesine sordu. Madam ona sakince baktı. "Ölüm günüm!" Herkes güldü, şakayı birbirine anlattı. Ve Madame Prie, ona kimsenin inanmadığını fark edince delice bir haz duydu. Demek ki ona yaşarken artık hiç güvenilmiyordu, o halde onlarla nasıl acınası bir komedi oynadığını öldüğünde anlamalıydılar.
Ve ansızın, coşkunun sönüp yerini sessizliğe bıraktığı bir anda doğrudan şöyle dedi: "Evde bir ölü var, farkında değil misiniz?" Bir an şaşkınlık yaşandı. Çünkü ölüm sözcüğü bir sarhoşun yüreğine bile çekiç gibi inerdi. Herkes birbirine sorular sormaya başladı. Ama Madame de Prie yüz ifadesini değiştirmeden buz gibi bir sesle, "O benim," dedi, "bu kışı çıkaramayacağım!" Bunu öylesine ciddi, öylesine hüzünlü söylemişti ki, herkes susup birbirine baktı. Tabii yalnızca bir an için.