Hayatın felaketleri daima toplumun ya yüksek ya da aşağı tabakadaki insanları bulurmuş. Felaketlere en az orta halliler uğramış ve bunlar hayatlarında daha az değişikliklere maruz olurlar ve diğerleri gibi maddi ve manevi acılara uğramazlarmış. Yüksek tabakadakiler yaşayışlarındaki yorgunluk, gösteriş ve çılgınlıktan aşağı tabakadakiler ise ağır ve ezici işlerden, araç, gereç ve gıdadan yoksun kalmaktan sıkıntı ve felaketlere düşerlermiş. Bu da her iki kısmın bulundukları konum itibari ile normal bir sonuçmuş. Halbuki orta hallilik bütün insaniyetlere ve bütün zevklere uygun bir hayatmış.Durgunluk, genişlik, ölçülülük, istirahat, sıhhat, aile ve toplum hayatı, güzel âlemler ve arzu edilebilecek bütün zevkler orta halliliğin meyveleriymiş ve insan için dünyada geçecek sakin ve düzgün bir yolmuş. İnsanı zihinle veya bedenle çalışma konu sunda özgür bırakır ve bir günlük ekmeğini kazanmak için hayatını satarak esir olmaktan da kurtarırmış, ayrica dinlenmenin esasını ve sessizliğin ruhunu harap eden sıkıntılı olayların acılarına gizli ve yakıcı hırslara yenilmezmiş; özellikle kişilere yaşamlarında kolaylık sağlar ve güzel bir tarzda yaşatırmış. Ayrıca hiçbir acı hissettirmeden her gün verdiği tecrübe ile mutluluğunu daha fazla hissettirir ve yeteri derecede yaşamın lezzetlerini de tattırırmış.
Yalnız aşkı vardır aşkı olanın
Ve kaybetmek daha güç bulamamaktan
...
Sen yüzüne sürgün olduğum kadın
Kardeşim olan gözlerini unutmadım
Çocuğum olan alnını sevgilim olan ağzını Dostum olan ellerini unutmadım
Karım olan karnını ve önlerini
Orospum olan yanlarını ve arkalarını
İşte bütün bunlarını bunlarını bunlarını
Nasıl unuturum hiç unutmadım
...
Ülke
ÜVERCİNKA
Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
Lâleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil
Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Birçok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil
Birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
Iki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
Aklıma kadeh tutuşların geliyor