"İnsan bir geçmişi, bir de duyduklarını sırtında taşır. İkisi de anlatılmadan sırttan inmez. Onun için yaşlılar yüklerini indirmek için hep geçmişlerini anlatır."
Eser benim çocukluğumdan beri merak ettiğim yeri bende ayrı olandı. Okurken aldığım lezzeti bende bıraktığı etkiyi tarif etmem zor. Ama "iyi ki okumuşum" dediğim, İskender Pala'nın diğer eserleri gibi gönlümde zirvelere çıkan bir eser oldu. Tavsiyemdir...
Kitapta bir cümle okudum:
"Allah'a yöneldiğim bir zamanda Sitare ve İsmail'i özleyebildiğime şükrettim."
Özleyebilmek...
Özleyebildiğine şükretmek...
Bir insan özleyebildiği için şükreder mi?
Yoksa özleyebileceği insanlar, anılar olduğu için mi şükreder?
"Cennet ve cehennemin zihinlerin içinde, kalplerde yine insan tarafından yaratıldığına inanmak istiyorum. Önemli olan, insanın, korkacağı bir Tanrı mı, yoksa sevip umut edeceği bir Tanrı mı istediğiydi. Allah ile kul arasında korku, umuttan daha etkin bir his olmalıydı."