Firuze Akbaş

Firuze Akbaş
@Firuzecicegi
Eskiden; “Bir lokma, bir hırka.” felsefesini soktular hayatımıza, çalışmayı unutturdular. Sen aç, ben aç peki diğer açları kim doyuracak. Bakınız Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’inde ne buyurmuş; “Şüphesiz benim Rabbim, kullarından rızkı dilediğine genişletip-yayar ve ona kısar da. Her neyi infak ederseniz, O (Allah), yerine bir başkasını verir; O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”(72) Yunus Emre (ks) ne güzel söylemiş ballı şeker yemiş, onun değişiyle söyleyelim. “Müslüman çok kazanacak, helalinden kazanacak ve helalinden kazandığından infak edecek.” “Dürüst kazan, ye yedir,bir gönül ele getir,yüz Kabe’den yeğrektir, bir gönül ziyareti.”( 73) Felsefeye bakar mısın? Bir de öbürüne bakın ve itiraz ederler hemen “Ama sofiler böyle dediler.” diye. Şanlı Resulullah (sav) böyle demedi ki. Şanlı Peygamberimiz (sav) Mirac’a çıktığında yüreğinin içinde Allah (cc) sevgisinden ve aşkından başka bir şey götürmedi. Rabbimiz de Peygamberlerin Peygamberi Şanlı Resulullah (sav)’a 3 şeyi çok sevdirdi. Manevi kokuyu, kadını ve namazı sevdirdi. Size de bir şeyi sevdirdi; insanlara yardım edebilmeyi. Sizden dünya düşüncesini ve telaşını aldı. Evim olsun, apartmanım olsun, malım olsun, mül-küm olsundan biz geçtik. Ne istedik peki? Açları doyuralım ve köle azad edelim. Allah (cc) bu yolda yürüyen bütün kardeşlerimize ve bana da yardım eylesin. Biraz düşünelim her şey benim olacak diyenlerle Rabbim bana verdiğin güzellikleri diğer kardeşime de ver diyenler hiçbir olur mu?
Sayfa 68·Kitabı okudu
Reklam
Şer bildiklerinden hayır vardır...
Ücret vermeden gemiye bindiler.Hızır (a.s) gemiyi deldi,hasarlı hale getirdi.Musa (a.s) itiraz etti, sabretmedi, şerde hayır olduğunu bilemedi.Bizler de önceleri sabretmeden, yaşayıp görmeden imtihanları başımıza gelen kötülükler olduğunu zan etmiştik.Bizler zandan uzaklaştıkça şer bildiklerimizin aslında hayır olduğunu ancak yaşayıp gördükten sonra anladık.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Öğle namazı sonunda şükür namazını kıldım. Elhamdülillah. Daha sonra elbiseler üstündeki eteklerdeki mücevherlerde 3-3 ve 3-4 yazıldı. Bakalım 3 gün 4 gün sonraya mı aitler; yoksa 33- 34 gün sonraya mı? Geçen yıl 416 yazılmıştı. Ekim 2008 sonuna denk geliyor. İnşallah müjde yakın. Allah’ıma Hamd olsun.. Nevzat Baba geldi. Onun da, hanımının da halleri maşallah çok iyi. Nevzat Babada “İlmel Yakın” başlamış. Yani uzaktan duyma ve görme başlamış. Allah, inşallah tamamına da erdirir. Koca Ana ise muradına erdi yıllar sonra. “Herkes Kur’an okuyor ben okuyamıyorum.” diye yıllarca üzülmüş. Koca Ana karanlıkta hiç ışık yokken Kur’an okumaya devam ediyor. Mübarek olsun!
Sayfa 148·Kitabı okudu
Tarık Nedir Bildin mi?
Rabbimizin nuru ile nurlanacaklar yani Adn Cenneti’nin sakinleri; Rabbimizin Tarık Suresi’nde bahsettiği gibi; “Tarık nedir bildin mi? O karanlığı delen yıldızdır.”(70) Karanlığın yani cehaletin içine şimşek gibi çakan-lar, İslam’ın üzerinde olmayan çirkinlikleri var gibi gösterenlere, doğruyu neşredip yayanlardır. Üveysler’dir Adn Cenneti’nin sakinleri, Sıddıklar’dır. Yani sizlersiniz. Ameli yetersiz olup da senin yanına gelemeyecek olan var. Cehenneme gidecek olan kullar var. Öde işte bedelini, köleyi azad et, çıkar yukarı katlara sevdiğini. Sana Rabbim bu dünyada söz vermiş; “Şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hristiyanlar ve sabiiler bunlardan her kim Allah’a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve salih amel işlerse elbette Rableri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdir” diye.(71) Cehenneme köle değil ise sevdiklerin, cennetin alt basamağına köledir. Ver parasını yani manevi sevabını, bedelini öde ve al yanına sevdiklerini de mahzun da olma. O yüzden çok sevap kazanmaya ihtiyacımız var.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Allah’ın (c.c.) bizden ilk istediği şey iman, ikincisi idrak, üçüncüsü ameldir. İlminizi ve imanınızı ilimle süslerseniz, idrakiniz çok güzel olur. Sizlere en feyzlisinden bir tüccar ibadeti sundum. Hangimizin ömrünün seksen yıla kadar garantisi var. Bir dakika, beş dakika, bir saat düşünmekle bu ömürlük ibadeteulaşabilirsiniz. Üçüncü ibadete yani âşık ibadetine gelince “Ne bakarım saz çalana, ne bakarım türkü söyleyene, ben bakarım içindeki Allah’la olan muhabbetinize.” Öteki ne çalmış, beriki ne söylemiş, Allah (c.c.) bana ne hediye vermiş diye hiç umursamadan “Sen benim Allah’ımsın, ben senin kulunum. İster kapında bırakırsın, ister içeri alırsın. Ben sana teslim oldum.” dediğiniz ve bunu hayatıza soktuğunuz an âşık ibadeti başlamıştır. Âşık ibadetinin içerisinde sınır yoktur. Rabbim dilerse bu ibadete tefekkürde verilen bin yıllık nafile sevabının üstünde de sevap verir. Bakın, Osmanlı Devleti ve Selçuklu Devleti her ikisi Müslüman Türk devletiydi ve Sünnî düşüncesindeydi. Fakat camilerinin yapılış şekli farklıydı.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Reklam