Ben zannediyordum ki ömürlerimizin teknesini istemediğimiz sahile götürmek için yalnız onun dümenini ele almak kafidir... Şimdi anlıyorum ki değilmiş... Yollar görünmez kayalarla doluymuş... Onlara çarpmamak lazımmış... Daha fenası gizli cereyanlar varmış ki insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini, gittikçe uzaklaştığını farkedemezmiş... Ta ki kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülenileceğine kaniyim. Evet, dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir... Fikrimce yalnızca doğruluk hastalığı, bir hak ve hakikat meselesi etrafında toplanmak kabiliyeti, bir cemiyeti mesut etmeye kafi gelmez... Bunun için acımak, birbirimizin feryadını, iniltisini duyabilmek de lazım!..
Fena insanlar, suçlu insanların kendilerini telin* ve tecziye eden insanlara daima düşman olmaları lazım gelmiyor. Bir günahımızı, bir zaafımızı yüzümüze vuran aynı günah ve zaaf ile malul* olduğunu bildiğimiz bir insana çıldırıyoruz, isyan ediyoruz. Fakat lekesiz bir insansa, insanlık icabı, yine belki kızıyoruz. Fakat infiallerimiz, kinlerimiz evvelki kadar kuvvetli olmuyor.
*lanetleme
**cezalandırma
***hasta