“İşte hanım, ben sana her gun soyler. Maşallah, Allah’a emanet, şocuğun yirmi yaşına vardı. Şimdi evlendirmeli. Eve galib gaturmali. Allah saklay, şocuğu aldadub da bir yere işgüvesi alurlarsa biz ne yabar? Galin evin şenlıgıdır. Bu şocuğu evlendirelim.”
İşte tabiat, bütün insanlara aşkı eşit olarak bölüştürmüş ve hiç kimseyi mahrum bırakmamıştır. Akılsız, ilimsiz, huysuz, faziletsiz, sabırsız, acımasız, hayasız insan bulunur lakin aşksız insan bulunmaz.
Ayaklarının altındaki, ta derinlerden gelen inatçı kazma sesleri aralıksız sürüyordu … İnsan bitiyordu topraktan, gelecek yüzyılda ürün vermek üzere yavaş yavaş filizlenen, pek yakında yerküreyi sararak baş verecek olan, öç almak için yanıp tutuşan, kapkara bir insan ordusu boy atıyordu.