İçinde bir miktar franz kafka bulduğum kitap, kafka nın kafası biraz daha karışık, daha siyasal eleştiri yapar gibi (üstü kapalı). Gogol ise biraz daha deli kafası taşıyor, kafası güzel, okunur.
"Demek iffet terk etti mi insanı, akıl da terk ediyordu."
"bir gün kartal, kuzguna: ''kuzgun kardeş, söylesene'' demiş; ''şu dünyada nasıl oluyor da sen üç yüz yıl, bense topu topu otuz yıl yaşıyorum?'' kuzgun: ''şundan, azizim'' diye yanıtlamış onu; ''sen taze kan içiyorsun, bense leşle besleniyorum.'' kartal düşünmüş: ''haydi, ben de leşle beslenmeyi bir deneyeyim'' demiş. kartalla kuzgun uçup gitmişler. derken bir at leşi görmüşler aşağıda. inip çökmüşler başına. kuzgun bir yandan gagalıyor, bir yandan övgüler düzüyormuş leşin lezzetine. kartal bir gagalamış, iki gagalamış, sonra kanat çırpıp havalanırken, ''yok arkadaş'' demiş kuzguna; ''üç yüz yıl leşle beslenmektense, bir kere taze kan içmek çok daha iyi, sonrası allah kerim''.
Yine bir aşk hikayesi ! 18. yy. Çarlık Rusya'sını ustaca tasvirler ve ayrıntılarla aktaran içerisinde aşk üçlemesi barındıran dünya klasiği.
Akılda kalan ise Çar'a sadakatle hizmet etmiş Andrey petroviç Grinyov'un oğlu pyotr andreyiç'e nasihati; elbiseni yeniyken, şerefini gençken koru.