G A V E

Puan vermedi·288 syf.·
2025 9. kitabı
Abdülhak Şinasi'yi bu eserinde diğerlerinden ayıran bir unsur eserin bir belgesel havasında başlayıp bitmesidir. Komşuluklar, semtten semte değişen ve günün belirli vakitlerine yapılan gezintiler ve daha bir çok şey... Esere göre perde arkasında kalacak dediğimiz cümleleri bile paragraf buyutunda tutmasına rağmen bir okur olarak o paragrafın mahiyetini gözünde canlandırarak sanki bir kitap değil de, "Boğaziçi'ni seyre dalışım"ı bu kitapta defalarca yaşadım. Abdülhak Şinasi'ye kendi döneminde muhalif olan bazı yazarlar onun her eserinde cümleleri neden bu kadar uzun tuttuğunu, gereksiz uzatmalar yaptığını söylese de, o tarzından bir an olsun vezgeçmeyerek bizleri bu eserlerinden mahrum bırakmadı. Boğaziçi Mehtapları 'nda -iki yakanında- Anadolu'dan Rumeli'ye bizim o günkü insanımızın bütün hassasiyet ve duygularını resmeden karede önemli bir eserdir. Herkese iyi okumalar dilerim.
Boğaziçi MehtaplarıAbdülhak Şinasi Hisar · Everest Yayınları · 2022308 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
En büyük, en dahi, en hatasız eleştirmen zamandır.
Puan vermedi·144 syf.·
2025 8. kitabı
Yaşlı bir devlet memuru olan Makar ile uzaktan akrabalığı bulunan Varvara arasındaki mektuplaşmalar şeklinde geçiyor. Makar'ın genç kız Varvara'ya duyduğu şefkat ve koruma isteği biçimde şekilleniyor. Yoksulluk, bireysel onur, ve sevginin insanın varoluşundaki yeri aslında kitabın merkezini oluşturuyor. İnsancıklar, Dostoyevski’nin edebi ve düşünsel serüveninin temel taşlarından biridir. Roman, yazarın insan ruhuna dair duyarlılığını erken dönem bir manifestoya dönüştürür. Makar, küçük bir kıza duyduğu derin ama saygılı sevgi, insanın iyilik potansiyeline ve vicdani erdemine yapılmış bir güzellemye benzer. Bu yönüyle eser, yalnızca dönemin Rus toplumuna değil, evrensel insan doğasına dair zamansız bir sorgulama ortaya koyar. Makar,tipik bir figürdür aslında. Yoksulluğu toplumsal statüsüzlüğü ve duygusal kırgınlıkları hissedilir derecededir. Dostoyevski, karakterlerinin gündelik yaşamlarındaki küçük olayları büyük bir insani duyarlılıkla işler. Makar, Varvara'ya duyduğu sevgi, ahlaki sınırların ötesine geçmeden, bir tür “vicdanlı aşk” olarak sunulur. Bu yönüyle roman, bireyin yoksulluğa rağmen insanlık onurunu koruma mücadelesini merkezine alır. İnsancıklar, edebi ve düşünsel serüveninin temel taşlarından biridir.Yazarın insan ruhuna dair duyarlılığını erken dönem bir manifestoya dönüştürebilir. Makar, küçük bir kıza duyduğu derin ama saygılı sevgi, insanın iyilik potansiyeline ve vicdani erdemine yapılmış bir övgü niteliğindedir. Bu yönüyle eser, yalnızca dönemin Rus toplumuna değil, evrensel insan doğasına dair zamansız bir sorgulama ortaya koyuyor. Gayet sade, gayet akıcı. Emin olabilirsiniz ki: bu kitabı bir bardak su içer gibi okuyacaksınız. Herkese iyi okumlar. Sağlıcakla kalın.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Öteki yayınevi · 199976,8bin okunma
Hayalimdeki gibi gerçek. Kesinlikle okunmalı.
Puan vermedi·571 syf.·
2025 6. kitabı
Eserin büyük bir kısmında kendini iyiden iyiye hissettiren belirgin anlatı Arap karşıtı ifadelerdir. Araplaşma sürecine karşı Fars milliyetçiliğin göstergesidir. Firdevsi bunu ayan beyan söylemese de, eserin, din, mitoloji ya da siyasi olan kısımlarında buna vurgu yapması, ilgimi çekti. İtiraf etmeliyim ki Firdevsi, anlatım tarzıyla birçok Mesnevi'den çok, mistik kitapların üslubunda yazılmış. Sanki mitolojik bir tanrı dile gelmiş ve en ilkel bir dilin, etkileyiciliği, olayları ve benzetmeleriyle okuru daha çok kendisine çekiyor. Kendi adıma bir İran edebiyatı aşığı olarak bu mesneviyi okumaktan büyük zevk aldım. Şehname, her ne kadar hükümdar tetiklemesiyle yazılmış olsa da, bana göre içinde hâlâ birçok eksik unsurlar barındıran bir eserdir zira, her ne kadar savaşları ve bir milletin kurtuluşunda yapılan fedakârlıklar anlatılsa da öte yandan aşklar, entrikaların sahnelediği anlarda kadın yine aşağı tabakada ve seçen değil seçilen konumundadır. Oysa İran'da da hanedanda olan kadınların sözünün dikkate alındığı aşikardır. Şehname bir efsane olarak kalmayacak! Bana göre İran'ın bir bakıma milli marşından çok önce yazılmış bir milli marştır. Teşbih de hata olmaz, edebiyat bir güzelin boynu olacaksa ona en güzel gerdanlık, Farsça'dır. Firdevsi de o gerdanlıktaki en kıymetli taşlardan biridir. Herkese iyi okumlar.
Şehnâme IFirdevsi · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1994343 okunma
Puan vermedi·400 syf.·
2025 4. kitabı
Hem bireysel, hem de toplumsal temaları bir arada derlenmiş.Kadın hakları, birey-toplum çatışması ve sınıfsal baskılar gibi konulara dokunması romanda kendini fazlaca hissettiriyor. Ne yazık ki günümüzde de kadınların bu tip durumlarda sesini duyramadığı zamanları ülkecek yaşıyoruz. El Kızı, bu mevzuya bir haykırış aslında. Dramatik yönü ağır bassa da, bu durum anlatımı güçlendiriyor aslında. Yan karakterler alışılageldik çizgilere sahip olsa da, ana karakterler oldukça derin ve düşündürücü bence.Özellikle Nazan'nın ruhsal çözümlemesi, yazarın psikolojik gözlem gücünüde resmediyor. Romanı, hem bireysel özgürlük mücadelesini hem de toplumsal yapının kişiler üzerindeki baskılarını çok net ifade etmiş.Bence Nazan'nın hikâyesi, sadece bir kadının değil, özgürlük arayan herkesin hikâyesidir. İyi okumalar
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
Antigone ve Duruşu
Puan vermedi·128 syf.·
2025 3. kitabı
Dönemin kralı Kreon, idari yetkilerin dışına çıkarak baskıcı düzeni destekler.Adalet anlayışıyla bir düzen kurma eğilimindedir. Kreon ananeleri ve o zamana değin süregelen geleneği yok sayar. Güç eline geçtikçe onu sonuna kadar kendi menfaati için değerlendirmeye başlar. Persler Antigone, klasik Yunan tragedya geleneğinin önemli temsilcilerinden Sophokles’in Antigone adlı eserinin çağdaş bir uyarlaması olarak değerlendirilebilir. Antik tragedyanın temel çatısını ve karakterlerini korurken, modern bir siyasal ve kültürel bağlamda yeniden şekillendirilen bu metin; bireyin vicdanı ile devlet otoritesi arasındaki çatışmayı, evrensel etik ilkeler ışığında ele alır. Bu bağlamda eser, sadece bir trajedya metni değil, aynı zamanda çağdaş politik okumalara açık bir düşünsel sorgulama alanıdır. Antigone karakteri, tanrısal yasalar ile insan eliyle oluşturulmuş yasalar arasındaki çelişkinin merkezinde yer alır. Devletin temsilcisi olan Kreon’un çıkardığı yasa, bireysel vicdanı ve ahlaki sorumluluğu yok sayar. Antigone’nin kardeşini gömme kararı, sadece bir ailevi sorumluluk değil, aynı zamanda etik bir başkaldırıdır. Persler Antigone versiyonunda bu çatışma, modern devlet aygıtlarının baskıcı yapılarıyla ilişkilendirilir. Kreon, yalnızca bir kral değil; modern bürokratik ve otoriter sistemlerin bir simgesi hâline gelir. Antigone ise sivil itaatsizlik, bireysel haklar ve adalet kavramlarının sesi olarak yorumlanır. Antigone’nin bir kadın olarak devlete karşı direnmesi, metne feminist bir okuma imkânı da kazandırır. Kadının geleneksel olarak kamusal alandan dışlanması, bu direnişi daha da anlamlı kılar. Persler Antigone, kadın öznesini hem ahlaki hem de politik bir aktör olarak konumlandırır. Antigone’nin kararlılığı, eril iktidarın sınırlarını aşan bir etik pozisyon olarak
Persler - AntigoneAiskhylos · Mitos Boyut Yayınları · 2011185 okunma