Gök karar verir her şeye; sadece iklimlere ve mevsimlere değil, yeryüzünün ne zaman güzelleşmesi gerektiğine de. Yeryüzü tek başına çok az şey başarabilir; olsa olsa birkaç çiçeğin açmasını sağlar o kadar.
Hareket eden bir tren, kalkan bir uçak, limandan ayrılan bir gemi, önce elimizde salladığımız, sonra hıçkırıklarımızı bastırdığımız mendiller... Hep hissedilen o derin acı, sanki bir yerden, insanlardan zorla koparılıyormuş gibi.
Tanıdığım biri yolculuğa çıktığında hep onu kaybetmekten korkarım, geri gelmeyebilir diye endişe duyarım.
Yalnızlığı düşündüğümde aklıma bir inek geliyor. İnek olmayı her geçen gün daha fazla istiyorum.
Mutlu görünüyorlar, onlara imreniyorum, sakinler, huzur dolular, hiçbir zaman aceleleri yok, sürekli saatlerine bakmıyorlar, akıllı telefonları yok, sinirlenmiyorlar, her şeyi yavaş yapıyorlar: Yavaş yürüyorlar, yavaş yemek yiyorlar, yavaş nefes alıyorlar...
İnsanoğlu yalnız olmayı sevmez. Çiçeğin açmak için nasıl güneşe ihtiyacı varsa insanın da gelişmek için başka insanların sıcaklığına ihtiyacı var. Yalnızlık insana zor gelir, yalnız kalan insanın canı sıkılır.