Nabizade Nazım. İlk Türkçe köy romanı olan Karabibik’in, ilk psikolojik roman denemesi sayılan Zehra’nın ve “Heves Ettim” dediği beğenilmeyen şiirlerinin, İkinci Dönem Tanzimat Dönemi’nin yazarı. Servet-i Fünun dergisinin ilk yazarlarından biri…
Kendimi bildim bileli Tanzimat Dönemi veya Servet-i Fünun Dönemi eserlerini okurken hep yorulmuşumdur. Bu dönemin yazarları, betimlemeleri fazlasıyla kullanıyor ve bir süre sonra okumak, boğucu oluyor çünkü okur artık betimlemelerden dolayı kendini kitaba veremiyor diye düşünüyorum. En azından ben böyleyim. Kitapta İstanbul çok güzel anlatılıyor, betimleniyor ama betimlemeler fazla geldiği için bir süre sonra “ Yazar betimlemeyi bitirse de olaya gelse.” diye söylenmeye başladım. Belki de İstanbullu olsaydım hoşuma gidebilirdi bunca betimleme, bilemedim.
Geçişleri sevemedim. Bir olay anlatılırken bir anda kendimi diğer olayın içinde buluyormuş gibi oldum. Bu yüzden bazı yerleri iki kez okumak durumunda kaldım. Teknik bakımından kesinlikle kusurlu ama senaryosu gerçekten çok başarılı. İlk psikolojik roman olan Eylül’den daha psikolojik bir roman ama teknik bakımından daha başarısız olduğu için “ilk psikolojik roman denemesi” sayılıyor. Olaylar daha başarılı bir şekilde anlatılsaydı belki de ilk psikolojik roman olabilirdi. Eylül romanını üç kere okumama rağmen teknik bakımından pek bir kusur gördüğümü hatırlamıyorum ama Zehra kitabı kesinlikle daha iyi anlatılabilirdi.
Kitabın içeriğine gelince- burada spoiler vereceğim- Zehra kıskanç bir kadındır. Babası Şevket bu durumdan çok rahatsız ve kızı için endişelenir. Suphi, Zehra’nın babasından Zehra’yı istediğinde babası verir ve Suphi, adamın ayaklarına kapanacak kadar çok sevmektedir Zehra’yı. Zehra ile Suphi evlenir. Münire Hanım, Suphi’nin annesi, gelini ve hizmetçisi çok