Bu kitap bana yıllar önce izlediğim türk yapımı olan " kader" filmini hatırlattı..
Bir doktor, verdiği söz için, kimsenin onu görmemesi gereken bir gemidedir. Günler önce bir kadın kapısını çalar ve bir yardım ister daha doğrusu istemez emir eder. Doktor bu emrivaki hareketlerden hoşlanmaz ama kendisini kadının dik duruşu ve gururu karşısında ona bağlanmış bir halde bulur. Öyle bir haldir ki bu doktor artık" bir sarhoşluk, çılgınlık, insana özgü köpek öfkesi gibi sabit fikirlilik" olarak tanımladığı AMOK KOŞUCUSU'dur. Ve 72 saati olan bu kadının peşinden koşmaya başlar. Onu koşmaya itenin arzu mu ? yardım etme isteği mi ? saplantı mı? Yoksa bunların hepsinin bir karışımı mı? Olduğu pek bilinmez ama bilinen bir şey varsa o da bir Amok Koşucusu verdiği söz için, kimsenin onu görmemesi gereken bir gemidedir...
İyi okumalar.