Bu kitap 1937'de ilk baskını gerçekleştirmiş. Buna rağmen bugün de insanı tanımlamakta ve 2022'de bile tüm güncelliğiyle insanın ruhundan bir parçayı inceliyor. Kitabın en güzel yanı, hiçbir bilimsel terime aşina olmanız gerekmiyor. Sakin kafayla okuduğunu anlayan birisi için oldukça okunaklı ve akıcı. Sıkıntı şu ki anlatılanlar size " ya bu bana bir yerden tanıdık geliyor" dediyseniz başlıyor..
Okurken çok kez kelimenin anlamına takıldım. O yüzden açıklamak istiyorum.
Nöron (Neuron), eski Yunancada "sinir" anlamına geliyor. Aldığı bir ek ile Nevroz (neurosis) olan bu kelime Fransızca sinir hastalığı demek. İlk defa 1892'de Türkçe'ye giren bu kelimeye maraz-ı asabi demişler Nişanyan Sözlüğe göre. Kubbealtı sözlükte açıklaması da " Vücutta belirli bir bozukluk olmadan çevre ile çatışmalar sonucu ortaya çıkan ve sıkıntı, korku, kuruntu, saplantı gibi belirtilerle seyreden rûhî hastalık." Evham bence en iyi karşılıklardan birisi tabii. Bugün daha az kullanılan bi kelime haline gelmiş. Nevrotik demekle de normalin yukarısında kaygılı olan, nesnel ve bariz bir tehlikeye karşı değil, farklı bir korku yaşayan insanı niteliyor. Önsözde yazarın ilginç bir sözü var. Eğer nevrotikseniz bu kitap size durumunuzu daha iyi kavramanızı, hisleriniz ve davranışlarınızı anlamlandırmanıza vesile olacak. İnsan okuduğu şeyleri başkalarında kendinden daha iyi algılayabilir demektedir.
Kaygı. Kaygı nevrozun dinamik merkezidir diyor yazar. Peki nevrotik/kaygılı olan kişiyi korkuludan ne ayırıyor. Buna verdiği cevap da "Korku kişinin göğüslemek zorunda kaldığı tehlikeyle orantlılı bir tepkidir, oysa kaygı tehlikeyle orantısız bir tepkidir, hatta hayali tehlikeye yönelik bir tepkidir" demek oluyor.
Bu durumda olan insanların davranış örüntülerini açıklıyor bu kitap. 30 lu yıllarda belki de
Nevrotik olmaya yatkın olan insanı, kültürel olarak belirlenen güçlükleri, çoğunlukla çocukluk deneyimleri yoluyla ağır bir biçimde yaşayan ve sonuçta bunları çözme yetisinden yoksun olan ya da ancak kişiliğine pahalıya mal olan bir yoldan çözen bir insan olarak görmek olası. Nevrotik bireyi, kültürümüzün üvey evladı olarak adlandırabilirdik.
Ayıplanma korkusu nevrozlarda çok yaygındır. Hemen her nevrotik birey, yüzeysel gözlemde tam anlamıyla kendinden emin ve başkalarının görüşlerine karşı ilgisiz görünmesine karşın, ayıplanmaktan, eleştirilmekten, suçlanmaktan, gerçek yüzünün anlaşılmasından ölesiye korkar ya da bunlara karşın aşırı ölçüde duyarlı olur. Bu bazen sabit bir insanları sıkma korkusunda kendini ele verir; nevrotik birey, örneğin bir daveti geri çevirmekten, bir görüşe karşı çıkmaktan, arzulannı daile getirmekten, mevcut standartların dışına çıkmaktan,şu ya da bu biçimde küstah olmaktan korkabilir.