1932’de yazılan bir roman.. Bir ‘Cesur Dünya’ hikayesi... Kitabı okurken o dünyanın içine girdim, koşulsuz mutluluk, koşulsuz şartlandırma nasıl bir histir diye düşündüm.
*****Spoiler içerebilir*****
Üst yönetimin, salt totaliterizm için insanları sınıflandırmaları, şartlandırmaları, aslında katı bir faşizmden farklı değil bana göre. Alfa mi Epsilon mu olacağınızı sadece devletin belirlediği bir sistem, anne-babalık kavramı müstehcen ve ayıp, hiç kimseye koşulsuz bağlılık ve sevgi duyulmasına imkan tanınmıyor ve zaten bu durum çok uygunsuz karşılanıyor. Bebekler devlet tarafından yetiştiriliyor, uykuda şartlanma, doğmadan önce şartlanma, zorda kalınca keyif veren ‘soma’... Bunların hepsi yazarın müthiş hayalgücünün yanısıra, kitabın en sonundaki sonsözde de uzun uzun bahsedildiği gibi yazarın içinde yaşadığı zaman diliminde dünyanın ona hissettirdikleri.
Ben kitabı çok beğendim, bence herkesin okuması gereken bir kitap. Uzun zamandır distopya türünde bu kadar iyi bir kitap okumamıştım. Ayrıca yazarın dili de çok yalın ve akıcı. Şiddetle öneririm.