Zaman dediğin nedir ki
Bir ömür öncesi
Bir fani sonrası...
Yıllanmış bir kadın
Tozlu rafta bir kitap arıyor
Sigara külleri dağılmış masasına
Bir adamın külleri sanki
Hatıralar kemiriyor beynini
Camdan bakakalıyor
Uzakta bir yıldız
Kuzey yıldızı
Kalbi sıkışıyor
Gözleri buğulu yine
Kuzey yıldızının vurduğu
pencere camı gibi hem de
Sıcak, sarı
Yalnızlığa direnen sokak lambası
gözlerine değiyor
Buğulu gözlerine
Yıllar uzaktan gülümsüyor kadına
Kadın sitemli
Kadın hayatla savaşta
Kadın yalnızlığa dolduruyor kadehi
İçiyor pencere kenarında
Şerefe kuzey yıldızına
Dudakları değiyor birbirine
Yeni bir gün doğuyor
kuzey yıldızının üstüne
hayatımda ilk kez birisi bana
" kendine çok dikkat et " dedi.
anlamış onun kalbini taşıdığımı herhalde...
rastgele,
yürürken aklına geleyim
sızlasın için...
zaman sen olmayınca geçmiyor,
sen olunca da yetmiyor...
üşüyorsan söyle,
seni bir kat daha seveyim.
bak!
papatya mevsimi geldi.
mevsimlerden papatyayı severim.
sonra seni.
sonra yine seni.
ve hep seni...
kim istemez mutlu olmayı
ama mutsuzluğa da var mısın?
çık gel bir kez daha
çık gel bir kez daha
beni bozguna uğrat
ben güzel değil miyim?
neden kuş koymuyorlar yoluma?
ben sana kızsam,
kendime küserim...
en çok sesini aradım.
gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydi...
gözlerini sildi zaman..
dedim ya… Eylül’dü.
savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.
“Şimdi konuşmuyorum, seneler sonra da konuşmayacağım. Hiçbir zaman karşılarına geçip intikam almayacağım...
Düştüklerinde iyi olmuş bile demeyeceğim. Benim kelimelerim sesimden çıkıp kimseye çarpmayacak. Keşke bunun anlamını biraz olsun bilseydiniz.. "