Fatime Tülübaş

Fatime Tülübaş
SADECE VE SADECE KİTAP
Bizim beddualar :)
Kim ki bir kitabı sahibinden çalar; ödünç alır ve geri vermez, kitap elinde yılan olsun. Her yanına inme insin, tüm uzuvları işe yaramaz olsun. Acılar içinde kıvransın. Merhamet dilenmek için yalvarır olsun. Acıları yoklukta şarkı söyleyene değin dinmesin. Ölmeyen yılana karşın, kitap kurtları kemirsin bağırsaklarını. Son cezasına giderken, cehennemin alevleri yutsun onu.
Alıntı
mrcan isimli okura yanıt verildi
Fatime Tülübaş
Umarım bu yazıya denk gelir ve getirir aldığını tez vakitte 😁
Reklam
Bizim beddualar :)
Kim ki bir kitabı sahibinden çalar; ödünç alır ve geri vermez, kitap elinde yılan olsun. Her yanına inme insin, tüm uzuvları işe yaramaz olsun. Acılar içinde kıvransın. Merhamet dilenmek için yalvarır olsun. Acıları yoklukta şarkı söyleyene değin dinmesin. Ölmeyen yılana karşın, kitap kurtları kemirsin bağırsaklarını. Son cezasına giderken, cehennemin alevleri yutsun onu.
Alıntı
Mahmut Hamza Bor isimli okura yanıt verildi
Fatime Tülübaş
Favori bedduam artık 😀
Beklenen An
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 09:12
Mumlar Sonuna Kadar Yanar aslında yalnızca bir ihanet ya da dostluk romanı değil; insanın acıyla birlikte bilinç kazanmasının romanı. Çünkü generalin yaşadığı şey sadece sevdiği kadınla dostunun ona ihanet etmiş olabileceğini düşünmek değil. Asıl kırılma, o güne kadar kurduğu dünyanın bir anda çatlaması. O ana kadar hayatı sorgulamayan bir insan görüyoruz. Zengin, soylu, güçlü bir adam. Hayat onun için düzenli ve tamamlanmış. Dostu var, eşi var, alıştığı bir yaşamı var. Her şey yerli yerinde. Ve belki de tam bu yüzden kör. Çünkü insan bazen hiçbir şey kaybetmediğinde, hiçbir acıyla yüzleşmediğinde hayatı gerçekten görmüyor. General de o zamana kadar hayatın ona sunduğu düzenin içinde yaşamış ama ne kendisini ne de çevresindeki insanları gerçekten anlamamış biri. Sonra acıyla karşılaşıyor. Ve o acı onu insanların arasından çekip kendi içine kapatıyor. Fakat bu kapanış yalnızca bir çöküş değil; aynı zamanda bir uyanış. Yıllarca kendi içinde düşünmesi, gözlemlemesi, okuması ve susması onu bambaşka birine dönüştürüyor. Çünkü insan bazen dış dünyadan uzaklaştığında ilk kez kendini görmeye başlıyor. Generalin yaşadığı şey de tam olarak bu: dışa bakan gözünü içe çevirmesi. Ama burada önemli olan şey şu; generalin dönüşümü huzurlu bir bilgelik değil. Acı onu bilinçlendiriyor ama özgürleştirmiyor. Gözlerini açıyor ama içindeki yarayı kapatmıyor. Artık kör değil fakat gördüğü gerçeklerle yaşamaya mahkûm biri. Yıllarca aynı anın içinde yaşamaya devam ediyor. Sanki hayatı tek bir geceye, tek bir soruya bağlanmış gibi. Ve romanın en etkileyici taraflarından biri şu: General aslında gerçeği başından beri biliyor. Belki ihaneti, belki tutkuyu, belki dostunun korkusunu… Hepsini hissediyor. Bu yüzden dostunu yıllar sonra karşısına çağırmasının sebebi yalnızca “Bana ihanet ettin
1000Kitap
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,5bin okunma
Yüksel Yüksel isimli okura yanıt verildi
Fatime Tülübaş
Teşekkür ederim 🙏🏻
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Uzun süredir beni bu kadar içine alan bir kitap olmamıştı. Bugün kitabı uzun uzun okumayı planlamıştım… ama bitirebileceğimi hiç düşünmemiştim. Elimden hiç düşmeden akıp gitti. Sanki bir kitabı değil de, sahne sahne akan bir filmi izliyordum. Ama asıl mesele akıcılığı değil… Bu kitap hissettiriyor. Adalet… Onu bir karakter gibi okuyamıyorsun. Bir yerden sonra o, kitapta kalmıyor. Sanki senin hayatına karışıyor. Bir komşu gibi, bir arkadaş gibi… hatta bazen kendin gibi. Onun yaşadığı duygular, zihnindeki kırılmalar, gelgitler… hepsi öyle gerçek ki, bir noktadan sonra onun için üzülmeye değil, onu korumaya başlıyorsun. Kitap boyunca çok fazla ters köşe vardı. Tam “evet, şimdi böyle olacak” dediğim anda, hikâye bambaşka bir yöne evrildi. Bu da beni sürekli içinde tuttu. Sonu ise… Beni hüzünlendirdi. Hatta ağladım. Kitabı kapattığımda Adalet’ten ayrılmak, onunla vedalaşmak benim için zordu. Sanki gerçekten tanıdığım birini geride bırakmış gibi hissettirdi. Kitap boyunca sadece okumadım; Otobüste okurken bazen şaşkınlıktan gözlerim büyüdü, bazen de istemsizce güldüm. İnsanların içinde, bir kitabın seni bu kadar ele geçirmesi… çok uzun zamandır yaşamadığım bir şeydi. Ve en son “delilik bulaşıcıdır” cümlesini okuduğumda… galiba bana da bulaştı dedim Nermin Yıldırım’ın dili zaten tanıdık bir büyü taşıyor benim için. Daha önce okuduğum kitabında da aynı akıcılığı hissetmiştim. Ama Dokunmadan, onun ötesine geçti. Bu kitap daha derine indi. Daha çok yaraladı. Ve belki de bu yüzden… Bu kadar sevdim. Çünkü bazı hikâyeler güzelliğiyle değil, bıraktığı izlerle hatırlanır. Bu kitap… İz bırakanlardan.
Duygu ve Düşünce
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,5bin okunma
Fatime Tülübaş
Adalet biz okurlarda iz bıraktı çünkü bizimde dokunmadan geçtiğimiz insanlar ve zamanın içinde solup gittiğimiz an'ların hüznü var.
Elveda Memed
10/10
·639 syf.··
2026 7. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 09:47
Kocaman bir seriyi geride bırakmış olmanın hem mutluluğunu hem de hüznünü yaşıyorum. Bu yaşıma kadar okumadığım içinse çok buruğum. İnce Memed gerçekten Türk edebiyatında bir kült. Peki ama neden? Kalemim yettiğince yazacağım. Memed, İnce Memed 3’de yine köylüye zulmeden ağalardan birini öldürmüş dağa çekilmişti. Tek isteği eşkıyalığı bırakmak ve düzde Seyran ile beraber portakal kokulu bir hayat yaşamaktı. Ki hayali gerçek de oldu. Düze indi kendine bir konak aldı baştan aşağı hazırladı; sevdiği kadını, Hürü anasını yanına aldı güzelce geçinip gidiyorlardı. Oysa unuttuğu bir şey vardı; zulüm her yerdeydi. Haksızlık, emek sömürüsü, ağalık, beylik, paşalık her yerde vardı… Nitekim burada da çeltik ağası Şakir ağanın köylüye ettiği eziyet ve yakın arkadaşı muallim Zeki Nejat’ın öldürülüşü onu derinden sarstı. Şakir ağayı öldürüp yeniden dağa çıktı. Arkasında doğacak oğlu İbrahim’i bırakarak… Memed dağdan indikten sonra İnce Memed çetesi Ferhat Hoca önderliğinde eşkıyalığa devam ediyordu. Zengin insanları soyup onlardan aldıklarını ihtiyacı olan fakir, yetim ve öksüz köylülere dağıtıyorlardı. Başta Murtaza ağa olmak üzere hiçbir ağa ise rahat değildi. İnce Memed bulunmalı ve derhal öldürülmeliydi. Hatta Memed’in canının o deli atta olduğu, at öldürülürse Memed’in de öldürülebileceği söylentileri yayıldı. İnce Memed’i öldürmek o kadar önemli bir hal aldı ki köylüye zulüm, işkence, dayak had safhaya yükseldi. Buna rağmen köylü ser verdi sır vermedi. Dayaktan ölenler bile İnce Memed’in yerini söylemedi. Bu kitap özellikle daha önceki kitaplarda bahsedilen bir Memed gider bin Memed gelir sözünün somut haliydi. Köyde genç erkek kadın yaşlı herkes adını Memed olarak değiştirdi. İnce Memed olmak bir misyon, bir ruh haline geldi. İnce Memed’in kendisinin bile kendisi olmanın ağırlığı
İnce Memed 4Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202121,5bin okunma
Fatime Tülübaş
Çok güzel bir inceleme ve okumaya teşvik edici bir anlatım olmuş... 🍀