Fatime Tülübaş

Fatime Tülübaş
SADECE VE SADECE KİTAP
Adını andığımda sıcak akıyor bütün nehirler Dünyayı dolduran sözü olduran o. Ve ben ne desem şimdi, benden değiller. Hâlâ soruyor musun bana, aşk ne demek: O en "bir"ve "tam" olana yürümek.
Şiir
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Duran bir şey var bende, ağaç gibi Onu ayaklandırıp, oradan oraya gitmem zor
Şiir

Fatime Tülübaş

, bir kitap okudu
Puan vermedi·56 syf.·
Beğendi
·
2026 28. kitabı
Birhan Keskin
8.1/10 · 4.874 okunma
Beklenen An
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 09:12
Mumlar Sonuna Kadar Yanar aslında yalnızca bir ihanet ya da dostluk romanı değil; insanın acıyla birlikte bilinç kazanmasının romanı. Çünkü generalin yaşadığı şey sadece sevdiği kadınla dostunun ona ihanet etmiş olabileceğini düşünmek değil. Asıl kırılma, o güne kadar kurduğu dünyanın bir anda çatlaması. O ana kadar hayatı sorgulamayan bir insan görüyoruz. Zengin, soylu, güçlü bir adam. Hayat onun için düzenli ve tamamlanmış. Dostu var, eşi var, alıştığı bir yaşamı var. Her şey yerli yerinde. Ve belki de tam bu yüzden kör. Çünkü insan bazen hiçbir şey kaybetmediğinde, hiçbir acıyla yüzleşmediğinde hayatı gerçekten görmüyor. General de o zamana kadar hayatın ona sunduğu düzenin içinde yaşamış ama ne kendisini ne de çevresindeki insanları gerçekten anlamamış biri. Sonra acıyla karşılaşıyor. Ve o acı onu insanların arasından çekip kendi içine kapatıyor. Fakat bu kapanış yalnızca bir çöküş değil; aynı zamanda bir uyanış. Yıllarca kendi içinde düşünmesi, gözlemlemesi, okuması ve susması onu bambaşka birine dönüştürüyor. Çünkü insan bazen dış dünyadan uzaklaştığında ilk kez kendini görmeye başlıyor. Generalin yaşadığı şey de tam olarak bu: dışa bakan gözünü içe çevirmesi. Ama burada önemli olan şey şu; generalin dönüşümü huzurlu bir bilgelik değil. Acı onu bilinçlendiriyor ama özgürleştirmiyor. Gözlerini açıyor ama içindeki yarayı kapatmıyor. Artık kör değil fakat gördüğü gerçeklerle yaşamaya mahkûm biri. Yıllarca aynı anın içinde yaşamaya devam ediyor. Sanki hayatı tek bir geceye, tek bir soruya bağlanmış gibi. Ve romanın en etkileyici taraflarından biri şu: General aslında gerçeği başından beri biliyor. Belki ihaneti, belki tutkuyu, belki dostunun korkusunu… Hepsini hissediyor. Bu yüzden dostunu yıllar sonra karşısına çağırmasının sebebi yalnızca “Bana ihanet ettin
1000Kitap
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,5bin okunma
Taş gibi irade... Stoner
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 19:52
Stoner, başka bir diyara yapılan sessiz bir yolculukla başlıyor. William Stoner bir çiftçi ailenin oğlu. Hayatı boyunca toprağın içinde büyümüş, sessizliğin ve alışılmış düzenin içinde yaşamış biri. Bir gün babası ona üniversiteye gitmesi gerektiğini söylüyor. Bu aslında Stoner’ın kendi isteği değil. Babasının isteği. Çünkü babası onun ziraat mühendisi olup toprağın devamını sağlamasını istiyor. Ve Stoner, her zaman yaptığı gibi sorgulamadan bunu kabul ediyor. Böylece hayatındaki en büyük yolculuk başlıyor. Üniversiteye girdiği andan itibaren bambaşka bir dünyanın içine düşüyor. Daha önce hiç görmediği bir hayat, yabancı insanlar, farklı düşünceler… Orası onun alıştığı dünyaya benzemiyor. Ve burada Archer Sloane ile karşılaşıyor. Bazen insanın hayatını yıllar değil, tek bir an değiştirir. Stoner’ın hayatındaki kırılma da hocasının Shakespeare soneleri üzerine ona sorduğu soruyla başlıyor. O zaman ilk defa kendi varlığının farkına varıyor. Ziraat mühendisi olmak için geldiği yerde kendini edebiyatın içinde buluyor. Bu onun için yalnızca bölüm değiştirmek değil; bir uyanış. İlk kez kendi içine dönmeye başlıyor. Ne istiyordu? Kimdi? Hayatta neyin içinde var olmak istiyordu? Belki bunları açık açık hiç düşünmedi ama edebiyat onun içinde bir kıpırtı oluşturdu. Daha önce okumadığı kitapları okudu, tanımadığı yazarları tanıdı. Edebiyat onun içine işledi. Ve o anda anlıyoruz ki Stoner aslında doğduğu yere de hiçbir zaman tam anlamıyla ait değildi. Üniversiteye, kitaplara ve edebiyata ait hissediyordu kendini. Çünkü ilk kez orada kendine baktı, ilk kez orada kendi varlığını gördü. Stoner’ın babasının ölümüne yaklaşımı da çok etkileyici. Ölüm karşısında bile toprağa ve doğaya bakışı var. Sanki orada bir varoluş sorgulaması başlıyor. Çünkü evet, toprağın içinden geliyor ama
1000Kitap
StonerJohn Williams · Yapı Kredi Yayınları · 20201,288 okunma